Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
YEMİN HAKKINDA
Köşe Yazısı Tarihi : 25-04-2010       
İsmet Mere
ismet.mere@mynet.com

( Manevi Penceremiz )

Köşemizin adı « Manevi Penceremiz » olmasına rağmen, son iki yazımız, bir okuyucumuzun dileğini yerine getirmek amacıyla internet ve çocuk űzerine oldu.

  Bu yazımda ise  halk arasında çok yaygın olan YEMİNden söz edeceğim .

  Yemin sözlűkte ; kuvvet, sağ taraf, sağ el, and içmek anlamlarına gelir. Gűnlűk yaşamda ise, kişinin sözűnű veya iddiasını gűçlendirmek, o şeyde samimi ve dűrűst olduğunu ifade etmek, veya bir işi yapmak veya yapmamak hususunda kararlılığını belirtmek için Allahın adını  kullanması, Allah’ı o işe şahit göstermesidir. Vallahi falan iş şöyle olmuştur ya da söyle olmamıştır. Vallahi falan işi şöyle yapacağım veya yapmayacağım… gibi. Böyle olunca da yemin sadece Allah’ın ve Allah’ın 99 gűzel isimlerinden birinin  űzerine yapılabilir. Allahın dışında bir şey űzerine yapılan yemin, yemin sayılmaz, geçersizdir. Çocukların ve delilerin yaptığı yemin, yemin sayılmaz. Ancak bir kimseye zorla yemin ettirilmiş olsa, yemini geçerlidir, yeminine sadık kalması gerekir.

 

Bir işe başlarken namuslu ve dűrűst şekilde o işi icra edeceğini ifade etmek için de and içilir. Bu da bir yemindir. Milletvekillerinin veya cumhurbaşkanının and içmesi veya mahkemede bir şahidin doğru söyleyeceğine dair yemin etmesi gibi. Belçika’da yeni göreve başlayan veya asalete geçen bir öğretmen, kendisini atayan műlki âmirin önűnde ; « krala bağlı kalacağına ve Belçika anayasasına uyacağına dair »  yemin ediyor.

 Yemin edilen bir hususun aksinin yapılması daha hayırlı ise, yeminini bozarak gűzel olan o aksine olanı yapmak ve keffaretini vermek daha iyidir. Herhangi bir műslűmanla veya akraba ile konuşmamaya  veya yardım etmemeye yemin eden kişi yeminini bozarak barışır veya yardım eder de yemininin keffaretini verirse daha iyi bir harekette bulunmuş olur. Bir haramı işlemek için veya bir farzı yapmamak için yemin etmek haramdır, yapılması caiz değildir. Namaz kılmamaya, zekat vermemeye yemin etmek veya hırsızlık etmeye, anaya-babaya saygı göstermemeye… yemin etmek gibi. Iyi bir mű’min bu gibi şeylere yemin etmez.

  Dini açıdan konuya baktığımızda ise ; dinimiz kişinin iddiasını gűçlendirmek için yemin etmesine izin vermektedir. Kur’an-ı Kerim’de Mâide Sûresinin 89. ayetinde Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor. ; « Allah yanlışlıkla veya kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutmaz. Fakat bile bile yaptığınız yeminler yűzűnden sizi sorumlu tutar. Bunun da keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta derecesinden 10 fakiri doyurmak, yahut giydirmek, yahut bir köle azad etmektir. Bunlara gűcű yetmeyen 3 gűn (arka arkaya) oruç tutar. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizi bozmaktan sakının. Allah âyetlerini size böyle açıklıyor ki şűkredesiniz. »  Ancak yeminin ifade ettiği mana dikkate alındığında, aklına geldikçe, « vara-yoğa » yemin etmek  doğru değildir. Hele bunu ağız alışkanlığı haline getirmek hiç te doğru değildir. Böyle alışkanlığı olanlar, bundan vazgeçmek için gayret etmelidir.

Yemin sadece yeri geldiğinde ciddi ve samimi olarak, sözűnű ve iddiasını gűçlendirmek için yapılmalıdır. Hele malını satmak veya benzeri bir şey için yalan yere yemin etmek ise kişinin inancına bűyűk zararlar verir. Üc şeyin şakası olmaz. Yani şaka olsun diye söylemek te o şeyi gerçekten yapmış hűkműndedir. Bunlar : Nikâh, boşamak ve yemin etmektir. Yemin űç kısımdır :

 1-Yemin-i Műn’akide diye adlandırılan ve kişinin geleceğe yönelik bir hususta yapmayı veya yapmamayı taahhűt ettiği yemindir ki bu yeminde, yeminine uygun şekilde davranmak, yeminine sadık kalmak vaciptir. « Vallahi yarın sana borcumu ödeyeceğim, veya Allan şahittir ki Çarşamba gűnű sana yardıma geleceğim » gibi. Bu durumda yemin ederek taahhűt ettiği hususları yerine getirmek o kişinin űzerine vaciptir. Eğer bu yemin bir şarta dayalı olursa, o şart gerçekleşmedikçe yemin bozulmuş olmaz. Meselâ ; oğlum veya kızım sınıfını geçerse vallahi bir kurban keseceğim demek gibi. Bu aynı zamanda bir adaktır ve şart cerçekleşince yerine getirmek vacip olur. Şart gerçekleşmezse yemin veya adak gerçekleşmemiş olur.

 2-Yemin-i Lağv : Bu, kişinın herhangi bir şeyi veya olayı gerçekte öyle zannederek ve yalan kastı olmaksızın yemin etmesi, ancak gerçeğin yemin edildiği gibi olmamasıdır. Burada kışinin niyeti halistir, kandırma ve yalan niyeti yoktur. Bundan dolayı da gűnah yoktur. Ancak ciddi bir műslűman zan űzerine yemin edip kendini zora sokmamalı, değerini yitirmemelidir. Örneğin ; Vallahi dűn falancayı çarşıda gördűm demesi ama söylediği kişinin falanca olmayıp ona benzettiği birisi olması gibi. Veya vallahi şişede su var demesi fakat şişedekinin su değil de gaz yağı olması gibi.

 3-Yemin-i Gâmus diye adlandırilan ve yalan olduğu biline biline yapılan yemindir. Bu, çok tehlikeli ve bűyűk bir gűnahtır. Uydurduğu yalana Allah’ı da ortak edip műslűmanları aldatan kimse gerçek  bir mű’min olamaz. Bu yeminin keffareti de yoktur. Ancak Allah’tan af dilemek onun çaresidir. Oysa  Allah‘ın affedeceğine de garanti yoktur.  Şafii uleması ise bu yemine de keffaret verilir demışlerdir.

 YEMİNİ BOZARSAK NE OLUR ?

  Yeminini bozmanın cezasına keffaret diyoruz. Yeminin keffareti yukarıda belirttiğimiz âyet-i kerimede açık olarak ifade edilmiştir. Ayet-i kerimeye göre keffaret :

A-    Bir köleyi hűrriyetine kavuşturmak.( Bugűn kölelik műessesesi yoktur.)

B-    On fakiri bir gűn veya bir fakiri on gűn, yahut toplamda 10 fakiri değişik gűnlerde doyurmak. Yani 10 fitre vermek.

C-    Yahut on fakiri giydirmek. (asgari miktar, namaz için kapatılması gereken bölgeler kapanacak şekilde).

D-    Yukarıdakilere gűcű yetmeyen ise űç gűn ardarda oruç tutar.

E-     Buna da gűcű yetmeyen tevbe edip Allah’tan af diler.

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları