Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
DUA MܒMİNİN SİLAHIDIR
Köşe Yazısı Tarihi : 12-05-2010       
İsmet Mere
ismet.mere@mynet.com

( Manevi Penceremiz )
Dua kelimesi « deâ » fiilinden ( deâ, yed’û, da’vetűn ) gelir. Çağırmak, yardım dilemek, istemek anlamlarınadır.

Dini ıstılahta ise mű’minin Allah’tan dilek ve niyazda bulunması, dara dűştűğűnde Yűce Yaratanına sığınması, Ondan yardım dilemesidir.

Mű’min inanır ki kendisini yaratan Rabbi, insanın dilemesi halinde ona yardımını esirgemiyecek ve dileğini yerine getirecektir. En dar ânında imdadına koşacak ve onu çaresiz bırakmıyacaktır.

Dua, insanın kendisinin bir hiç olduğunun farkına varmasıdır, Rabbine yakarışıdır. Bu anlamda duâ bir ibâdettir ve « duâ ibadetin özűdűr, tâ kendisidir. »

Gerçekten inanarak dua eden kişinin ruhu sűkûnet bulur, dűnya çalkantılarını bir kenara iterek huzur bulmasına sebep olur. Dűnyanın sıkıntılarından bunalan bir mű’min asla intihar ederek sıkıntılardan kurtulmayı dűşűnemez. Bilir ki kendisinin bu durumlarda sığınacağı ve halini arzedebileceği bir Allah’ı vardır.

Dara dűşen kişinin ilk başvuracağı kaynak, kendisine en yakın hissettiği ve mutlaka yardımına koşacağına inandığı dostu veya arkadaşı, akrabasıdır. Işte mű’minin de sıkıntılarını çekinmeden arzedebileceğine inandığı sevgilisi, kendisini yaratan Rabbi’dir. Bilhassa çok darda kaldığı, bűyűk bir haksızlığa uğrayıp halini arzedecek başka bir kapı kalmadığında, ilk başvuracağı, yardım talebinde bulunacağı kaynak, Yűce Rabbi’dir. O Rab ki onu bu dűnyaya kendi halifesi olarak göndermiştir. Ona diğer yaratıklarına vermediği « akıl » gibi bűyűk bir nimet vermiştir. Bu nimeti kullanmasını bilen kişi, kâinattaki dűzen ve disipline bakarak O’un varlığını ve gűcűnű kabul eder, sıkıntıya dűştűğűnde de kendisine mutlaka yardım edeceğine inanır. Aşağıda arzedeceğimiz gibi ; haksızlığa uğrayanın niyazını Allah asla reddetmez. Peygamberimiz (Sallallahű aleyhi ve sellem ) : « Duâ mű’minin silahıdır » buyurmuştur . Ve bu silah zalime karşı öylesine etkilidir ki, bűyűk bir haksızlıkla karşı karşıya kaldığınızda ve başka bir kurtuluş çarenizin de kalmadığı anda gönlűnűzűn bűtűn samimiyeti ve acısıyla yapacağınız duanın meyvesini zaman içinde mutlaka görűrsűnűz. Bu drrumda duada samimiyet ve sabır mutlak esastır. Ben dua ettim de kabul olmadı demeden , sabırla ve ısrarla duaya devam edilmelidir. Inanıyorsanız, sonunda duanızın meyvesini göreceksiniz. Bu prensip hem iyilikler hususunda ve hem de size yapılan haksızlıklar hususunda geçerlidir.

Duâ sadece ve sadece Allah’a yapılır, O’ndan yardım istenir. Allah’tan gayrı bir varlığa veya kişiye karşı dua etmek, ondan dua yoluyla yardım dilemek şirktir. Hatta bu kişi Peygamber bile olsa durum değişmez. Yani bir kimse Allah yerine Peygamberimizin doğrudan şahsından bir dilekte bulunsa bu da şirktir. Zira peygamberler de birer yaratıktır ve Yaratan’a muhtaçtırlar. Böyle olunca birtakım yatırlardan, tűrbelerden medet ummak, oralara giderek direkt olarak orada yatan kişiyi muhatap alarak dilekte bulunmak, orada yatanı Allah’ın yerine koymak olacağından şirktir. Yani bir başkasını Allah’a eşit değerde kabul etmektir. Derhal tevbe edip affını dilemek gerekir. Diğer yandan ağaçlara çapıt bağlayarak, kuyuya veya suya para atarak birtakım dileklerde bulunmak da İslâm inancına zıttır . Bu tűr davranışlar hıristiyanlıktan geçme âdetlerdir, itibar edilmemelidir. Dua ve niyazda bulunulacak tek varlık Allah’tır. Muhatabı yine Allah olmak űzere meselâ ; « Yâ Rabbi ! Burada yatan filanca kulun hűrmetine », ya da « Kur’an-ı Kerim hűrmetine », falanca sûre hűrmetine veya Allah’ın gűzel isimlerinden birini belirterek ; falanca ismin veya sıfatın hűrmetine…duâmı kabul eyle veya bana şu şu şeyleri ver, şeklinde yapılan dualar caizdir. Biraz daha açacak olursak, televizyonlarda zaman zaman gördűğűműz ve műbarek gűnlerde genellikle bayan kardeşlerimizin bazı tűrbelere giderek doğrudan istekte bulunduğu (Eyűp Sultan , somuncu baba … ve buna benzer) mezarlardan istekte bulunmak bir çeşit şirktir, bir başkasını Allah’ın yerine koymaktır.

Bir de kişinin olmasını dilediği şeyi elde etmek için gereken çalışmayı yapmadan tembel tembel durarak Allah’tan dilekte bulunması, takdir edersiniz ki caiz değildir. Mű’min önce çalışır çabalar, sonrasını Allah’a bırakır. İslam dini akıl ve mantık dinidir. Peygamberimiz (a.s.) : « Çalışmadan dua eden, silahsız harbe giden gibidir » buyuruyor. Bundan dolayı önce sebeplere tevessűl edip gerekeni yapılmalı, sonucu Allah’a bırakılmalıdır.

Cenab-ı Hak űç kişinin duasını reddetmez ; 1-Misafirin duasını, 2-Haksızlığa uğrayanın duasını, 3- Atanın evlâdına duasını. O halde çocuklarımız için de daima hayırlı duada bulunmalıyız. Çocuğuna kızarak beddua eden anne veya babalar (duaları deddolunmadığına göre) çocuklarını dűzeltme yerine onlara ne kadar kötűlűk yaptıklarını iyi dűşűnmalidirler. Beddua yerine dua etmelidirler.

Duanın kabulű için bazı esaslara uyulması daha iyi olur :
1-Abdest alıp kıbleye karşı diz çökerek, elleri göğűs hizasında kaldırıp gönlűnden geldiği şekilde hislerini ifade etmeli. Duada dil önemli değildir. Zira dilleri de yaratan Allah olduğuna göre hangi dilde olursa olsun dua caizdir. Duada samimiyet esastır.

2-Önce Allah’a hamd-ű sena,ve Peygamberimize salât-ű selaâm getirmeli, sonra dilediklerimizi arzetmelidir.

2- Műmkűnse dua ayetlerinden ve peygamberimizin dularından faydalanılabilir.
Meselâ ; (Rabbenâ âtinâ fiddűnyâ haseneten ve fil âhireti haseneten ve kınâ azâbennâr, birahmetike yâ erhamerrâhimîn duası gűzel bir duâ. Anlamı : Ey Rahman ve Rahîm olan Ulu Allahım, rahmetinle bizlere dűnyada da âhirette de iyilikler ver, bizi cehennem azabından koru, )demektir. Veya (Rabbiğfirlî velivâlideyye velil mű’minîne yevme yekûmul hisâb. Anlamı : (Ey Rabb’ım ! Beni, anamı babamı ve bűtűn inananları o bűyűk hesap gűnűnde bağışla) demektir.

3-Bazı műbarek gűn ve gecelerde yapılan duâlar daha makbuldűr. Bu gűn ve geceler şunlardır: Ramazan ayında, Özellikle kadir gecesinde, recep ayının ilk perşembeyi cumaya bağlayan gecesi regaip kandilinde, Şaban ayının 15. gecesi Berat kandilinde, Mi’rac kandilinde, Ramazanve kurban bayramlarında, arefe gecelerinde, cuma akşamı ve gűndűzűnde, hatip hutbede oturduğu zaman, muharremin ve zilhiccenin onuncu gűnlerinde.
Cenab-ı Hak cűmlemizi duaları kabul olan sevgili kullarından eylesin inşâallah.

Not : Bazı eski dostlarım ve değerli eski öğrencilerimden haberleşme adresimi isteyenler oluyor. Onlar için mail adresimi ve tlf. Numaralarımı veriyorum :
ismet.mer@mynet.com
Telefonlar : 0032.499.263.303 (Belçika)
0537 217 50 50 (Tűrkiye)
Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları