Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
PEYGAMBERİMİZİN EŞKALİ(ŞEMAİL-İ ŞERİFİ)
Köşe Yazısı Tarihi : 27-12-2010       
İsmet Mere
ismet.mere@mynet.com

( Manevi Penceremiz )
İslam dininde resim ve heykel yasaklandığı için peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem’le ilgili herhangi bir resim yoktur. Resim ve heykelin yasaklanma sebebi ise, insanoğlunun fıtratında bulunan; kendinden güçlü yartiklara tapınma meyili sebebiyle Allah inancından sapma tehlikesidir. (Mekke’nin fethinden önce Kâbe’de 360 kadar put vardı.)
Şemail kelimesi, şimal kelimesinin çoğulu olup, “sol taraf, huy, karakter, hal ve davranış, bir şeyi örten ve koruyan eşya” anlamlarına gelir. Ancak bugün şemail kelimesi, Peygamberimiz (s.a.v.) ile ilgili gerek eşkaliyle ( fiziksel yapısıyla ) ve gerekse kullandığı eşyaları, giyinişi, oturup-kalkma, yeme-içme tarzları ve diğer davranışlarını ifade eder. Peygamberimizin beden yapısını anlatan eserlere “ hilye” adı da verilmektedir.
Buna dair bilgileri, sahabelerinin detaylı olarak bizlere aktardıklarından ve tariflerinden anlıyoruz. O’nun sözlerine “hadis”, yaşantı biçimine de “sünnet” diyoruz. Her müslüman için, peygamberimizin yaşantısını kendi hayatına uygulamak en güzel amellerdendir. Ahzab sûresinin 21. âyetinde Allah (C.C.) peygamberimizin mü’minler için bir örnek olduğunu şöyle beyan ediyor: “Andolsun ki, Rasûlüllah, sizin için, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir”. Bir müslüman için O seçkin insanın yaşam biçiminin bilinmesi çok önemlidir. Bundan dolayı bu yazımızda, onun eşkalini ve yaşama biçimini ashabının dilinden özetlemeye çalışacağız:
Hazreti Ali’nin torunlarından İbrahim bin Muhammed (r.a.) şöyle rivayet ediyor:
“Dedem Hazreti Ali, Peygamber Efendimizi (s.a.v.) şöyle anlatırdı: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ne çok uzun ne de çok kısa boylu idi. O, bulunduğu topluluğun orta boylusu idi. Saçları ne düz ne de kıvırcık, hafif dalgalı idi. Mübarek yüzünün rengi kırmızıya çalan beyaz, mübarek gözleri siyah, kirpikleri sık ve uzun, omuz başları iri yapılı idi. O, insanların en cömerdi, en doğru sözlüsü, en yumuşak tabiatlısı ve en arkadaş canlısı idi. Kendisini ansızın görenler , Onun heybeti karşısında şiddetli heyecanlanırlar; üstün vasıflarını bilerek sohbetinde bulunanlar ise, onu her şeyden çok severlerdi. O’nun üstünlüklerini ve güzelliklerini tanıtmaya çalışan kimse; “ben, ne ondan önce ne de ondan sonra onun gibi birisini görmedim” demek suretiyle O’nu tanıtma konusunda aczini ifade ederdi.
Peygamberimizin torunu Hz. Hasan (ra) naklediyor:
'Rasûlüllah Efendimiz, yaradılıştan heybetli ve muhteşemdi. Mübarek yüzü, ay parlaklığı gibi nur saçardı. Orta boyludan uzun, uzun boyludan kısa idi. Saçları kıvırcık ile düz arası idi; şayet kendiliğinden ikiye ayrılmışlarsa onları başının iki yanına salar, değilse ayırmazlardı. Uzattıkları takdirde saçları kulak yumuşaklarını geçerdi. Peygamber Efendimiz (sav)' in rengi, ezher'ul-levn (renklerin en parlağı ve beyazı) idi, yani nurani beyazdı. Alnı açıktı. Kaşları; hilal gibi, gür ve birbirine yakındı. Boynu, saf mermerden meydana gelen heykellerin boynu gibi gümüş berraklığında idi. Vücudunun bütün azaları birbiri ile uyumlu olup yakışıklı bir yapıya sahipti...'
Ebu Hüreyre (r.a.) ise Peygamberimizi şöyle anlatıyor:
'Allah Rasulünün alnı geniş olup hilal kaşlıydı, kaşları gürdü. Iki kaşı arası açık olup, halis bir gümüş gibiydi. Gözleri pek güzel, bebekleri simsiyahtı. Kirpikleri birbirine geçecek şekilde gürdü. Güldüğünde dişleri çakan şimşek gibi parıldardı. Iki dudağı da emsalsiz şekilde güzeldi. Sakalı gürdü. Boynu pek güzeldi, ne uzun ne kısaydı. Boynunun güneş ve rüzgar gören kısmı gümüşün beyazlığı ve altının da kırmızılığını yansıtır şekilde parıldardı. Göğsü genişti, göğsünün düzlüğü aynayı, beyazlığı da ayı andırırdı. Omuzları genişti. Kol ve pazuları irice idi. Avuçları ipekten daha yumuşaktı.'
'Aydın yüzlü ve güzel yaradılışlı idi; zayıf ve ince de değildi. Gözlerinin siyahı ve beyazı birbirinden iyice ayrılmıştı. Saçı ile kirpik ve bıyıkları gümrahtı. Sesi kalındı. Sustuğu zaman vakarlı, konuştuğu zaman da heybetli idi. Uzaktan bakıldığında insanların en güzeli ve en sevimlisi görünümündeydi; yakından bakıldığında da tatlı ve hoş bir görünüşü vardı. Çok tatlı konuşuyordu. Orta boylu idi; bakan kimse ne kısa ne de uzun olduğunu hissederdi. Üç kişinin arasında en güzel görüneni ve nur yüzlü olanıydı. Arkadaşları, ortalarına almış durumda hep onu dinlerler; buyurduğu zaman da hemen buyruğunu yerine getirirlerdi. Konuşması tok ve kararlı idi.'
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’i çok iyi anlatmasıyla şöhret bulmuş olan Hind (r.a) O’nu şöyle anlattı:
« Peygamber Efendimiz irice yapılı ve heybetliydi. Yüzü ayın on dördü gibi parlardı. Uzuna yakın orta boylu, büyükçe başlı, saçları hafif dalgalıydı, saçlarını ortadan tarardı, saçı bazen kulak memesini geçecek kadar uzardı. Rengi nûránî beyaz, alnı açık kaşları hilal gibi ince ve gürdü. İki kaşı arasında bir damar vardı. Öfkelendiği zaman kabarırdı. Burnu ince hafifçe kavisliydi. Sakalı sık ve gür, yanakları düzdü. Ağzı geniş, ön dişlerinin arası seyrek ve pek hoştu. Boynundan göbeğine kadar hafifçe yayılan tüyleri vardı, ne çok tüylü ne de tüysüzdü. Boynu, saf mermerlerden yapılan heykellerin boynu gibi gümüş berraklığında idi. Bütün organları uyumluydu. Göğsü ile karnı bir hizada olup ne zayıf ne de şişmandı. Göğsü ile iki omuzu arası genişçeydi. Bedeni nur gibiydi. Göğüs çukurlarından göbeğine kadar ince bir tüy şeridi uzanırdı. Göğsünde ve karnında kıl yoktu. Kolları, omuzlari ve göğsünün üst tarafında kıllar vardı. Bilekleri uzun, avuç içi genişti. El ve ayak parmakları etli ve uzunca idi.
Ayaklarının altı hafifçe çukur, üstü ise son derece düzgün ve pürüzsüzdü. Yürürken öne meyilli düz yürür, ayaklarını yere sert vurmaz, sakin, ama hızlı ve vakarlı yürür ve yürüdüğünde sanki meyilli bir yerden iniyormuş görünümü verirdi. Bir tarafa döndüğünde bütün vücuduyla dönerdi, sadece başını çevirmezdi. Konuşmadığı zaman, yerden çok göğe bakar ve düşünceli görünürdü. Arkadaşlarıyla yürürken onları öne geçirir, kendileri arkadan yürürlerdi. Yolda karşılaştığı kişilere ilk önce o selam verirdi. »
Rasulüllah (as.) vefatlarında, saçı sakalı henüz ağarmaya başlamıştı. Saçlarında biraz, sakalında da 20 kadar beyaz kılı vardı.
Cismi temiz, kokusu lâtif idi. Koku sürünsün sürünmesin, teri ve bedeni her zaman güzel kokardı. Bir kimse onunla musafaha etse gün boyu O’nun hoş kokusunu duyardı. Mübarek elleriyle bir çocuğun başını meshetse, o hoş kokuyla diğer çocukların arasında belli olurdu. Doğduğunda da temizdi, sünnetli ve göbeği kesik olarak doğmuştu. Beş duyusu gayet kuvvetliydi. Çok uzaktan işitir, kimsenin göremediği mesafeden görürdü.
Rabbim cümlemizi O’nun yolundan ayırmasın, mahşerde de şefaatine nâil eylesin. (Âmin)
Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları