Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
DİNAR ŞAİRLERİ -Bir Altın Çelenk- *
Köşe Yazısı Tarihi : 19-12-2011       
Mehmet Tekin
guneydekultur@hotmail.com

( Dinar Yazıları )
DİNAR ŞAİRLERİ
-Bir Altın Çelenk-

Kültürel zenginlikler yönünden tükenmez bir hazine olduğu halde de-ğeri bir türlü anlaşılamamış olan Dinar, yakın zamanlara kadar hep sertlik ve olumsuzluk içeren kavramlarla birlikte anılmıştır. Bu, insanlarımızın kötülüğünden değil, konar göçerlik döneminin kalıntısı olan gelenek ve göreneklerin, çetin yaşama şartlarına dayanabilmek, hayatta kalabilmek için sert mizaçlı ve mücadeleci olma gerekliliğinden kaynaklanmaktadır. O ortamda insan, melek gibiyse bile, sert ve haşin görünmek, ortamın şartlarına göre davranmak zorundadır. Ayrıca, bu imajın oluşmasında yöreye özgü mizaç özelliklerini kötüye kullanan tiplerin etkilerini de dikkate almak gerekir. İşte böyle bir ortamda geçmişte insanlarımızın iyilikleri görülmemiş, Dinar’ın adına hep kötü örnekler, kötü olaylar eşlik etmiştir. İşin garip tarafı, çoğu yerde bu şöhreti kendi çıkarları için kullananlar da görülmüştür.
Dinar’ın geçmiş dönemlerini bilenler de takdir ederler ki böyle bir ortamda şiirin, sanatın yeri olmaz. Şiir ve diğer güzel sanat dalları filizlenemez, yeşeremez. Yeşerirse bir istisnadır ki, Nedret Gürcan bunun ilk örneğidir. Nedret Gürcan, o ortama rağmen “şiir” demiştir, başka bir şey söylememiş, sesini kesmemiş, bu haykırışını “Şairler Yaprağı” ile bütün Türkiye’ye duyurmuş, edebiyat ve sanat dünyasında Dinar’ın sesi olmuştur. Onun bu güçlü çıkışında ve direnişinde İzmir gibi zengin bir kaynaktan beslenmiş olmasının etkisini yabana atmamak gerekir. O güçlü kaynaktan alınan ilham, adeta Dinar’ın ruh alemine bir şifa iksiri gibi nüfuz etmiş, Nedret Gürcan şiirlerinde efsanelerden fırlayıp gelmiş bambaşka bir Dinar tasvir etmiştir. Onun Dinar sevgisi o kadar güçlüdür ki, deprem günlerinin onun gönlünde oluşturduğu fay kırığı, 2000’li yıllarda yeni kitaplarıyla Dinar’ın yakın tarihini anlatmasına, derinliğine tahlil ve tasvir etmesine engel olamamıştır.
Bu ortamda filizlenen ve yarım asır dayanan bir diğer örnek, fırçasıyla çevresine renk ve güzellikler katan mütevazi renk ustası Servet Taşpınar’dır ki, değerinin anlaşılması için 50 yıl çile çekmesi gerekmiştir.
Çocukluk yıllarında Dinar’da milli bayramlarda kendi ağzından şiirlerini dinlediğimiz tek kişi Menderes Hoca idi. Onun şiirlerini kimse sanat yönünden değerlendirmiyor, kendilerine hitap edilmesini yeterli görüyorlardı. Çünkü halkın beklentisi duygusal ve coşku dolu ifadelerdi ve yüzde yüz yerli malı olan bu şiirler de bunun için yazılıyordu. 1960’lı yıllarda Menderes Hoca’nın sesi kesildi. (Merhumla 1980’li yıllarda görüştüğümüzde, 1960’lı yıllardan sonra şiir için gerekli ilhamı yakalayamadığını söylemişti.) Sonraki yıllarda Dinar, bayramlarda öğrencilerin okuduğu belirli sayıda şiirle yetinmek zorunda kaldı.
O yıllarda Dinar, dışarıda iyi bir şair olarak tanınan Nedret Gürcan’ı anlamaktan uzaktı, ama iş adamı ve siyasetçi Nedret Gürcan’ı çok çok iyi tanıyordu. Böyle bir ortamda, çevremizde şiir yazdığını öğrendiğim ilk kişi, çok yakından tanıdığım Ali Güneş idi. Bir vesileyle şiir yazdığını bana söylemiş, şaşırmıştım. Bana bir-iki şiirini okuduğunu, bunları başkalarına okumadığını, çünkü anlamadıklarını söylediğini hatırlıyorum. Yıllar sonra bazı şiirlerini siyasi toplantılarda okuduğunu duydum. Ama kendisini bir daha göremedim.
O dönemlerde Dinar’da ve köylerinde en güzel, en yanık Kerem hava-ları, anonim türküler, ağıtlar, maniler halkımızın gönül pınarlarından gürül kaynıyordu, ama bir halk şairimizin, ozanımızın sesi duyulmuyordu.
Şiirde Dinar’ın adını yine tek başına Nedret Gürcan yükseltiyordu.
1970-71 yıllarında bir süre beraber çalıştığımız Saffet Uysal’ın müzikle uğraştığını, şiiri sevdiğini biliyordum, ama şiir konusunda çok müşkülpesentti ve muhtemelen bu yüzden şiirlerini yayınlamayı çok geciktirmişti. Halk müziğiyle içli dışlıydı. TRT bünyesinde halk kültürüyle ilgili çok güzel programlar yapmıştı, bölgede gezmediği yer kalmamıştı. Bu çalışmalarını yayınlamasını istedim, ama bildiğim kadarıyla bunların yayımlanmasına ömrü yetmedi.
1970’li yılların sonlarında Rifat Yiğit’i ve sazıyla, sözüyle Ali Osman Demircan’ı şiirle uğraşır buldum. Sessiz, ilgisiz, çaresiz ortamlarda ve yal-nızdılar, anlayanları yoktu. Ama memleketten ayrıldığımız için o zaman onlar için bir şeyler yapamadık, kimse de yapmadı. Arkadaşım Sermet Apaydın’ın şiirlerini ise dinlemek hiç nasip olmadı.
1980’li yıllarda Raif Öztürk cesur bir hamle ile şiirlerini kitaplaştırarak amatör şairlere bir yol açtı, yeni kitaplarında şiirlerini aşıp, araştırmalarıyla bu hamleyi sürdürdü. Merhum Ali Taş’ın hayatı ve şiirleriyle ilgili kitabının ardından, Yaşar Sağlam’la işbirliği yaparak diğer şairlerin de sesi olmaya çalıştı. Dede Cihan da yakından tanıdığımız ve sosyal alanlarda çalışmalarını yakından takip ettiğimiz faal bir dostumuzdu.
Bildiğim kadarıyla İbrahim Sezer Yaşar Sağlam’ın keşiflerinden biridir. Hemşehrisi Ali Taş bölgede yıllarca sazıyla, sözüyle Dinar’ın sesi oldu, ama kendisiyle hiç karşılaşmadık, tanışıklığımız olmadı.
Çok iyi tanıdığımız değerli Turan Karlı ve Mustafa Özçay hocaların şiirle uğraştıklarını bu kitaptan öğrendim. Süleyman Uysal’ı ise yakın zaman önce tanıdık. Herhalde Yaşar Sağlam bu konuda biraz titiz olmasaydı kendisini belki de hiç tanıyamayacaktık. Tam bir aşiret şairi ve yöremizin Karacaoğlan’ı. Dilerim kıymeti bilinir, hayatının bundan sonrası rahat ve huzur içinde geçer. Rıza Özcan, Ali Çelik, Savaş Sarıkaya, Ramazan Aslan, Hüse-yin Çolak, Emin Cebe, Muzaffer Aslan, Mehmet Özcan, Çağrı Yiğit, Refik Kaplan ve Muzaffer Aslan’ı da bu kitapla tanıdım, mutlu oldum. Demek ki Dinar’ın kimyası değişmiş; artık birçok şairleri var, onlarla öğünebilir ve yeni şairler için ümitlenebilir.
Dinar Şairleri kitabı Dinar kültürü için büyük bir kazançtır. Kitabı hazırlamakla sevgili Yaşar Sağlam ve Raif Öztürk çok önemli bir görevi yerine getirmişlerdir. Aynı şekilde Dinar Belediye Başkanı Saffet Acar’ın böyle bir eserin basımını üstlenmiş olması çok güzel bir davranıştır. Bu demektir ki Dinar’ı daha güzel, daha aydınlık günler bekliyor. Bu ümit ve sevinçle, son söz olarak, hem kendilerinden daha çok çalışmalar beklediğimiz Yaşar Sağlam’ı ve Raif Öztürk’ü, hem de bu konudaki duyarlı yaklaşımından dolayı Sayın Saffet Acar’ı içtenlikle kutluyor, başta Sayın Nedret Gürcan olmak üzere bütün şairlerimizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

* Bu yazı Mehmet Tekin tarafından "Dinarlı Şairler" adlı kitaba önsöz olarak yazılmıştır.
Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları

okul arkadaşım nerelerdesin uzun yıllar oldu sevgilerim ile allaha emanet ol ( 25-04-2012 / 01:04:26 )

Mustafa Kitiş

mehmet hocam gurbetteki bir dinarlı olarak entellektüel birikiminizden sürekli faydalanıyorum.çok teşekkürler.sizlerin izniniz olursa yayınlarınızı facebook ta çölovası okçular köyü sayfamda faydalanıyorum konyaya yolunuz düşerse beklerim.saygıarl sunar esenlikler dilerim. ( 05-02-2012 / 19:27:46 )

Bahri Kılınçel

Sevgili Kardeşim Mehmet Tekin. Gene değişik bir konuya değinmişsin. Başta sevgili Nedret Gürcan olmak üzere Dinar'ımızın şiirini şairlerinden bahsetmeniz çok güzel. Bence Şiir yazmak çok güzel heyecan verici bir olay. Şiir yazarsın, beğenilmeme korkusuyla kimseye okuyamazsın, solmuş yapraklar üzerinde yırtılır kaybolur gider. Ne mutlu şiirler yazıp onları yayınlayıp duyurabilenlere. ( 05-02-2012 / 09:30:21 )

Lütfi Özyürek-Noter
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları