Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
ZUHR-U ÂHİR NAMAZINI KILMAK ZORUNLU MUDUR ?
Köşe Yazısı Tarihi : 21-06-2012       
İsmet Mere
ismet.mere@mynet.com

( Manevi Penceremiz )
ZUHR-U ÂHİR NAMAZINI KILMAK ZORUNLU MUDUR ?
Zuhr-u âhir namazı, cumâ günü, cumâ namazının son sünnetini kıldıktan sonra kıldığımız dört rekâtlık bir namazdır ki ; « niyet ettim Allah rızası için zuhr-u âhirin farzına » veya « vaktine yetișip de üzerimden düșmemiș öğlen namazının farzını kılmaya » diyerek niyet edip kıldığımız namazdır. Zuhr-u âhirin anlamı : (âhar zuhur=Bașka öğlen) veya (zuhr-u âhir=en son öğlen) demektir ki eğer Cuma namazının șartları yerine gelmemiș ve kabul edilmemiș ise o günkü öğlen namazını edâ etmiș olmak niyetiyle kılınmakta olan bir namazdır. Zuhr-u âhirin farzından sonra da iki rekât « vaktin son sünneti » adıyla bir namaz daha kılıyoruz ki böylece cumâ namazı on altı rekât oluyor.
Kur’an’ın 62. Sûresi olan « CUM SÛRESİ » nin 9. ve 10. Âyetleri gereği cumâ namazı, șartlarını tașıyan her müslümana farzdır.
Șimdi gelelim makalemizin bașlığına : Zuhr-u âhiri ve son iki rekat sünneti kılacak mıyız ?
Cuma namazının kabul olmasının yani sıhhatinin șartları altı tanedir ve șunlardır:

1- Cumâ namazı kılınacak yerin şehir veya şehir kenarı olması. 2- Cumâ namazını kıldıracak olan imamın mülkî âmir veya onun görevlendirdiği birisi olması, 3-Öğlen namazı vaktinde kılınması, 4-Namazdan evvel hutbe okunması, 5-Cumâ kılınan yerin herkese açık olması, 6-İmamdan bașka en az üç (erkek) cemaatin hazır bulunması. (Kadınlara farz değildir ama yasak da dağildir).
Bu 6 șarttan birisi eksik olduğu takdirde Cuma namazı câiz olmaz.
Zuhr-u âhir namazının kılınmasına hükmeden ulemânın üzerinde durduğu husus daha ziyâde birinci madde ile ilgilidir. Yâni cumâ namazını kıldığımız yer șehir veya șehir hükmünde değil ise cumâ namazı câiz olmuș mudur ? Eğer sahih olma șartı yerine gelmedi ise, hiç olmazsa o günün öğlen namazı kılınmıș olsun diye zuhr-u âhir namazını ilâve etmișlerdir.
Ne peygamberimiz (s.a.s.) zamanında, ne de dört halife devrinde ve sonrasında zuhr-u âhir namazı diye bir namaz yoktu.Daha sonradan nüfus artıșı ile köylerde ve șehirlerin birden fazla câmisinde de cumâ namazı kılınmaya bașlanmasıyla bu namaz ilâve edildi.
Günümüzde nüfus artıșı nedeniyle sadece merkezdeki tek câmide cumâ namazı kılmak olanaksızdır. Böyle olunca da bașka câmilerde ve köylerde de cumâ namazı kılınması zorunluluk arzetmektedir. Bunu dikkate alan Diyânet İșleri Bașkanlığı Din İșleri Yüksek Kurulu, 26 Mart 2003 tarihli fetvâsı ile “mezra, köy, belde, șehir gibi büyük ve küçük tüm yerleșim birimlerinde” cumâ namazının kılınması gerektiğine ve bu yerleșim birimlerinde birden fazla câmide de cumâ namazı kılınabileceğine hükmetmiș ve zuhr-u âhir namazının kılınmasna gerek olmadığına dair fetva vermiștir. Ancak bu namazı kılmak isteyenlere de engel olunamayacağını hükme bağlamıștır. İçtihat kapısı da hiç bir zaman kapanmaz Zamana ve ihtiyaca göre müteșâbih âyetlerle ve hadislerle ilgili hususlarda içtihat yapılabilir. Din ișleri yüksek kurulu da din âlimlerinden meydana gelmiștir ve ictihat mahiyetinde fetvâlar verme yetkisine sahiptir.
Din İşleri Yüksek Kurulu 1933 yılında 16 Nisan tarihinde toplanmıș ve 190 sayılı kararı ile aynı yönde karar vermiștır.
Cumâ namazım kabul oldu mu, kabul olmadı mı, eğer kabul olmadı ise hiç olmazsa öğlen namazını kılmıș olayım diye șüpheye düșerek ibadet olmaz. « Ameller niyetlere göredir » hadis-i șerifi mûcibince, kurul fetvasını da dikkate alarak sadece cumâ namazı niyetiyle kılmak en evlâ olanıdır.
Hacı Mehmed Zihni Efendi’nin (Nimet-i İslâm) adlı eserinde aynen șu ifade kullanılmaktadır: “....bu ifadeye göre zuhr-u âhir namazı, yevm-i șekk yâni ramazan ayının ispat edilemediği ilk günü orucu gibi sadece havâss’ın (dini çok iyi bilenlerin) iși iken genelleștirerek âvâm dahî (halk tabakası) çok sayıda rekatlar ekleyerek usandırılıp soğutularak Cuma namazının son ( müekked ) sünnetinden dahî mahrum bIrakılmaktadır”.
Kuzey Afrikalıların devam ettikleri câmilerde cuma namazları kılmıșlığım vardır; Câmiye gelenler önce iki rekat “tahiyyetü’l-mescid namazı kılıyor. Vakit girince dıș ezan okunuyor. Arkasından doğrudan doğruya iç ezan ile imam minbere çıkarak hutbesini okuyor ve iki rekat farzı kılıp cemaat dağılıyor. Yâni Cumâ namazını hutbe ve iki rekat farz ile tamamlıyorlar. Diğer namazların da sünnetlerini kılmıyorlar. Șüphesiz kuzey afrikalılar dinde ölçû olarak değerlendirilemez.
Sonuç olarak belirtecek olursak; Cumâ namazının farzdan önce ve farzdan sonraki dörder rekât sünnetleri müekked (yâni peygamberimiz (a.s.) ın hiç terketmeden kıldığı namazlardır. Sünnet namazlar nafile namazlardır. Kılan sevap ve șefâat kazanır, kılmayan ise hiç bir șey ( ne sevap, ne de günah) kazanmaz ama sevaptan ve șefâatten mahrum kalır. Zuhr-u âhir ve vaktin son sünnetini kılmak gerekmez. Ancak bu hususu diyânetin talimatı ile mahallinde bulunan müftülerimiz tarafından halka duyurularak Cuma namazı on rekatla sınırlandırılmalıdır. İsteyenler ister camide cemaat çıktıktan sonra, isterse evinde bu namazları kılabilirler. Nitekim bazı illerimizde ve bazı camilerimizde Cuma namazının onuncu rekatından sonra tesbih duâsına bașlanmaktadır. Böylece son sünneti kılanların ve tesbih duasına kalanların sayısı daha çok olmaktadır.
Burada banim düșünceme katılmayanlar olacaktır elbette. Dinde kolaylaștırma vardır düsturunu unutmamak gerekir. Gôrüșlerime katılmayanlara da saygı duyduğumu șimdiden belirtmek isterim.
İsmet MERE
Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları