Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
SURİYE OLAYI ÜZERİNE GÖRÜŞLER-5
Köşe Yazısı Tarihi : 05-10-2012       
Mehmet Tekin
guneydekultur@hotmail.com

( Dinar Yazıları )

SURİYE OLAYI ÜZERİNE GÖRÜŞLER-5

Mehmet TEKİN

Suriye yönetimi Batıda hep otoriter ve totaliter bir rejim uygulamasından dolayı eleştirilegelmiş, bu durum günümüz dünyasında bir eksiklik olarak gösterilmişti. Halbuki gerçekte Ortadoğu’da otoriter ve totaliter olmayan rejim yoktu. Ama bu rejimler ne işgallere ses çıkarmışlar, ne demokrasiye yanaşmışlar, ne de sömürüye karşı çıkmışlardı. Totaliter rejimin her türlüsü, krallığı, sultanlığı bu bölgede iken aslında Suriye’nin sorgulanması kafalarda birçok soru işaretlerinin doğmasına yol açıyordu.

Suriye’nin böyle bir durumda işgal edilmesi Türkiye için de ticaret, ekonomi ve güvenlik yönlerinden tehlikeler yaratabilirdi. (Bir ABD veya İngiliz işgali halinde Türkiye ile Arap dünyası arasına kalın duvarlar örülebilir, ilişkiler ABD-İngiltere ekseninin eline geçebilirdi.) Bu yüzden Türkiye Suriye’nin işgaline/işgal ihtimallerine her ortamda karşı çıkmış ve herhangi bir dış müdahale ihtimalini önlemek için, tonu giderek yükselen bir sesle, ülkede demokratikleşmeyi ve reformlar yapılmasını önermiştir. Bu, komşu ülkenin rejimine karışma gibi algılansa da asıl amaç, halklar arasındaki bağları devletler arası ilişkilere yansıtmayı hedefleyen ve insan hakları temeline dayanan bir girişim olarak tanımlandı. Türkiye, yenilik sözlerini gerçekleştirmede ağır davranan rejime sitem ederek,  ordunun silahlarının halka karşı kullanılmasına, halkın da birbirini kırmasına engel olunmasını istiyor, bununla, demokrasiyi benimsemiş ve uluslararası camiaya açılmış huzurlu ve gelişmiş bir komşu hedefliyordu. Böyle bir ülkeye hiçbir güç müdahale edemezdi. Ama varlığını çoklu denklemlere borçlu olan Suriye yönetimi bunu doğru algılayamadı, sonuçta 2011 yılının ilk yarısında nedense iki ülke ilişkileri birdenbire bozuldu, çok iyi olan ilişkilerin aniden bozulmasının sebebi ve hikmeti de iki ülke halkına sağlıklı bir şekilde anlatılmadı.

Ne olmuştu da “canciğer kuzu sarması” olarak tanımlanan ilişkiler birden tersine dönmüş, dostluğun yerini sert ifade ve beyanlar almıştı?

Acaba NATO’nun erken uyarı sisteminin (füze kalkanı) Türkiye’de kurulacağının açıklanması İran’ı ve Rusya’yı, onlar da Suriye’yi mi tetiklemişti? (Çünkü erken uyarı sisteminin Türkiye’de  kurulacağı kararı açıklanınca İran hemen tepki göstermiş, Rusya ve Çin’le ortak bir füze kalkanı kuracaklarını açıklamıştır.)

Bunun bir uzantısı olarak acaba Suriye ülkesinde İran’a bir üs  tahsis etmiş, Türkiye ve bazı NATO devletleri (ABD ve İsrail’in de etkisiyle) bunu bölge için tehlikeli bir gelişme olarak mı değerlendirmişti?

Yönetimi ve kararları kemikleşmiş kadroların baskısı ve kontrolu altında olan  ve “rejimi yaşatma” kaygısına kapılan Devlet Başkanı Beşar Esad, ülkenin ve rejimin daha fazla reforma ve daha fazla demokrasiye dayanamayacağı, daha ileri adımlar atarsa idarenin kendi kontrolundan çıkacağı kanaatine varmış da, Türkiye’ye bunu anlatamamış veya Türkiye bunu anlamak istememiş miydi?

Acaba Suriye el altından yeniden teröre destek vermeye mi başlamıştı? Ya da bilinmeyen başka sebepler mi vardı? 

Devam edecek
Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları