Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
SURİYE OLAYI ÜZERİNE GÖRÜŞLER-11
Köşe Yazısı Tarihi : 07-10-2012       
Mehmet Tekin
guneydekultur@hotmail.com

( Dinar Yazıları )
SURİYE OLAYI ÜZERİNE GÖRÜŞLER-11
Mehmet TEKİN
Arap Baharı’nın son halkası olarak görülen Suriye için ideal olan çözüm önerileri, sosyal ve idari problemlerin Libya emsal alınarak çözülmesini teşvik değil, ülkede öncelikle barışın, huzurun sağlanmasını, daha sonra demokratikleşme ve reform çalışmalarına hız verilmesini desteklemektir. Türkiye uyarılarda bulunarak bunu sağlamaya çalışmıştır, ama karşısında güvenilir muhatap bulamamaktan yakınmaktadır. Aynı şekilde, demokrasi ve reform dileklerine Arap Birliği de katılmış, ama verilen sözlere rağmen hiçbir gelişme sağlanmayınca Suriye’ye karşı tavır koymuş, üyeliğini askıya alarak yaptırımlar uygulanmasına karar vermiştir. Buna öfkelenen Suriye idarecileri halkı kışkırtarak Arabistan ve Türkiye temsilciliklerine saldırılar düzenlenmesine, Türk Bayrağının yakılmasına sebep olmuşlardır.
Bunlar, köprülerin atılması anlamına gelebilecek, Türk halkını rencide edecek girişimlerdir ve sanki Türk milletini tahrik etmek için özel olarak düzenlenmiştir. Bu demektir ki Suriye yönetimi, sıkışınca çareyi iki ülke halkını birbirine düşman etmekte ve geçişleri durdurmakta bulmuştur. Bu yanlıştır. Türkiye Suriye’nin düşmanı değildir. Ama Suriye resmi beyanlarda büyük sözler etmekte, tehditler savurmaktadır. Yani Suriye aslına rücu etmiş, 15-20 yıl öncesine dönmüştür. Ama Türkiye bu fevri ve saldırgan davranışları ölçü alarak Suriye halkının sıkıntı içine düşmesine razı olmayacağı gibi, Suriye’yi işgal etme düşüncesine de kapılmaz. Çünkü Türkiye bugüne kadar -krizlerin en yoğun dönemlerinde bile- böyle bir niyet taşımamıştır. Aynı şekilde, Suriye’nin dış güçler tarafından işgaline de göz yummaz ve restleşmelere rağmen, tuz-ekmek hakkı olan Beşar Esad’ın, Kaddafi’nin durumuna düşmesine asla razı olmaz.
Olaya bir başka açıdan bakarsak, yaşanan krizden dolayı konuya müdahil olmaya çalışan her ülkenin Suriye’de bir çıkarı, bir beklentisi vardır ve bunların emellerine kavuştuklarında Türkiye’ye sırt dönüp Suriye ile dost olacaklarından kimsenin şüphesi olmamalıdır. Krizden en çok etkilenen ülke Türkiye olduğuna göre, Suriye’de iç barışın kurulmasına ve hayatın normale dönmesine en çok sevinen ülke Türkiye olacaktır. Ama görüldüğü kadarıyla, bugünkü yaklaşımla Suriye idaresi bunu sağlama niyetinden uzaktır.
Suriye, uluslararası alanda sıkıştıkça Türkiye’ye öfkesini arttırmakta, Türkiye’nin dost ve komşu ülkeleri olan İran ve Rusya ile karşı karşıya getirmeye çalışmaktadır. Bu hazin ve talihsiz bir yaklaşımdır. Batı çevrelerinin konuyla ilgili değerlendirmelerine göre Saddam, Bin Ali, Mübarek, Kaddafi ve Esad iyi başlamış ama hırs ve egomanyak eğilimlerinin kendilerini hep güçlü tutacağını zannettiklerinden çizgiyi aşmışlar, kötü bitirmişlerdir. Esad iktidardan düşerse, Arap Baharı devrimi sonucunda Ortadoğu’nun liderliğine oynayan bir kurbanın daha üzeri çizilmiş olacak, nasıl 2011 yılı Arap Baharı’nın başlangıcı olarak hatırlanacaksa, 2012 yılı da son Arap diktatörünün sonu ve bölgede barış, refah ve gerçek demokrasi döneminin başlangıcı olacaktır.6
6 The Middle East, 428, December 2011,s.6
Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları