Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
Bir Dinar Romanı:KÖŞKER
Köşe Yazısı Tarihi : 11-10-2012       
Mehmet Tekin
guneydekultur@hotmail.com

( Dinar Yazıları )

Yazan : Rifat  Yiğit, Gelişim Sanat Yayınları, Konya 2012, 319  sayfa.


             Dinar’da yeni bir yayınla karşılaştık. Bu kitap Rifat Yiğit’in romanı  “Köşker”. Rifat Yiğit emekli öğretmen. Daha önce hayatı ve şiirleri ile ilgili olarak Yaşar Sağlam ve Raif Öztürk tarafından “Hüzünlü Üveyik” adında bir kitap hazırlanmış ve 2011 yılında yayınlanmış, yine aynı yazarların hazırladığı Dinarlı Şairler adlı kitapta Rifat Yiğit’in özgeçmişine ve şiirlerinden örneklere yer verilmişti.. Şimdi de kendi eseri olan “Köşker” adlı romanla karşı karşıyayız.          


             Kitap uzun zaman alan gözlemlere ve yöre kültürü hakkında önemli bir birikime dayanıyor.   Yazarın önsözünde belirttiğine göre, bu romanda  nenesinin anlattığı hatıraların ve anasının söylediği türkülerinin payı büyüktür. Hangimizin hamurunda  analarımızın, nenelerimizin  mayası yok ki?


Önce kitabın konusuna kısaca bir göz atmakta yarar var.Roman “Köşkerlemek güzelleştirmektir” diye başlıyor ve devamında Söğüt dağları, Ayabakan Dağı,  Yandağ, Kırdağ, Başmakçı ve Acıgöl’ü, tuğla ocaklarını, yörenin  tipik insanlarını, esnafını, onların yaşayışlarını ayrıntılı olarak anlatılıyor. Bunlar içinde merkeze yerleştirilmeye çalışılan  bir Köşker-Köşkeroğlu Köşker - ile yöreden özenle seçilmiş bir motif olan tek araba ve onun gösterişli ve süslü atının (Naram- Sin)  özel bir yeri vardır. Yiğit adamdır Köşker, çalışkan adamdır.


Acıgöl  Başmakçı ile Dazkırı arasında dirsek keyfi yaparcasına uzanmıştır.  Acıgöl’ün gideğeni  yoktur, suyu kâh yükselir, kâh çekilir. Her iki halde de yazın buharlaşınca geride tuz bırakır. Sodyum sülfat adı verilen bu tuz  sanayide birçok alanda kullanılır.


Bu ovanın çoğu yeri kuraktır, susuzdur. Ovada su aramak için sondaj vuranlar ayrı bir olaydır ve onların da çok farklı hikayeleri vardır. Köşker  Karaca ve köpeği  Kara Tığır...Karaca öldü. Eşecik. Bitmek bilmeyen işler. Şahan Ağa, parayla herşeyi halleden kurnaz ve  insani değerlere bigâne adam. Hiçbir kayda tabi değil.  Doymayan ihtiraslar, yeni evlilikler ve söz geçiremeyen, ama  hiç susmayan ilk hanım, “ kocakarı”. Bir de kuma çocuğu: Şah Şahan.


Kaçaklar gelir köye. Bunlar Koca Mustafa’nın adamlarıdır. Koca Mustafa Kumalar dağına gitmiştir. Ama takip edilmektedir. İnce Memet de onunladır. Mustafa dağda kıstırılıp vurulur, İnce Memet kayıptır. Olay destanlaşır zamanla, türküleşir.


Bir de Sadık vardır, Şahan Ağa’nın bütün işlerini çekip çeviren, sırdaş.  Bu çevrede istenmeyen adamların temizlenmesi olağan bir olaydır ve bu işler de Sadık’ın işidir.


Yer yer  geri plan yansımaları girer romana. Sonra susam hasadı, orman, kurtlar, tren... Deprem ve yarattığı dehşet. Yaşanan sıkıntılar ve fırsatçıların rezil girişimleri...  Köy köy gezen sucular ve ölümüne çalışırlar.Yine Köşker girer araya.


O koca ovayı titreten ağa vurulur. Düzen değişir. Sadık  kasabaya göçer.  Dürüsttür  Sadık. Mallar paylaşılır,  yeni  iş alanları kurulur. Köşker ev yapar, eşi ölür, çocuğu büyür. Çiftlik, Kızıl Evlek ve kader mahkûmlarının işe alınması , Bozbayır’a  badem, sonra   ceviz dikilmesi, gölet yapılması, çevresinin ağaçlandırılması. Pancar ekimi, şeker fabrikası,  besicilik, tavuk çiftlikleri, tepelere çam dikme, sanayi bitkileri dikimi  ve sonu gelmeyen girişimler.


Şah Şahan maden mühendisi olup geri dönmüştür. Sadık ona iş alanı hazırlamıştır. Halk adamıdır Şah Şahan Babası gibi değildir. Bir haşılhane açarlar.  Birçok gelişmeler olur. Sonra onca işçinin işinin makinelere gördürülmesi fikri ortaya atılır. Buna ek olarak gölün tuzunun çevrede yarattığı kirlilik ve olumsuzluklara karşı köylülerin protesto gösterisi yapılır... Kızıl Evlek ölür, Köşker’in atının kuyruğu kesilir, yeni bir tay  edinir, bir çocuğu (Ali) yoldaş  alır. Herşeyi Ali’ye bırakıp, sevdiği kızla memleketi terkeder. Dört yıl sonra eşi ve çocuğuyla döner. Sonra hasret giderme ve Sadık’ın  işleri Köşker’e  devredip ortadan çekilmesi ile roman tamamlanır.


“Köşker” Rifat Yiğit’in ilk kitabı olmasına rağmen, başarılı bir çalışma. Bu yüzden teknik açıdan bir analize gerek duymadık.  Yazarın kitabı  “köşkerlemek” ve mükemmele ulaşmak için en az yüz kere elden geçirdiğine şüphe yok. Kitaptaki tabiat tasvirleri  çok güzel ve  gerçekçi, benzetmeler sanatkâranedir. Metinde mahalli   deyimler, atasözleri, beddualar, yer adları, yani kültürel ögeler  dengeli bir zenginlikte kullanılmış. Yazar, karış karış bildiği yöreyi ve insanlarını  okuyucunun kafasında canlandırmak için büyük özen göstermiş. Söğüt Dağları, Acıgöl, Başmakçı ve çevresi bugüne kadar hiç böyle güzel anlatılmamıştı. Dengeli  bir kurgusu ve akıcı bir anlatımı olan Köşker okunmaya değer. Bu nedenle yazarı kutluyor, başta Dinarlı, Başmakçılı ve Dazkırılılar olmak üzere herkesin okumasını tavsiye ediyorum.


 

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları

Kitap İzmirdeki kitapçılarda, Dinardaki kitapçılarda satılıyor mu? ( 17-10-2012 / 16:27:38 )

M.doğan Aykanlı
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları