Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
İȘLERİMİZDE  NİYET’İN  ÖNEMİ
Köşe Yazısı Tarihi : 27-06-2013       
İsmet Mere
ismet.mere@mynet.com

( Manevi Penceremiz )

İȘLERİMİZDE  NİYET’İN  ÖNEMİ

Niyet’in lügat ve istılah anlamı : Azim, kesin irade; kalbin bir şeyi yapmaya veya yapmamaya karar vermesi, o işi niçin yaptığını bilmesi anlamında bir fıkıh terimidir.  Yani bir iși yapmaya bașlarken maksadımızın kalbimizden geçirilmesidir.

İșlediğimiz amellerin neticesinde dini açıdan elde edeceğimiz sonuç, o iși yaparken veya yapmadan önce elde etmeyi düșündüğümüz niyetimize bağlıdır. Bir șeyi yapmadan önce veya yaptıktan sonra kendi kendimize : « Ben bu iși yapacağım (veya yaptım) ama bundan kazanacağım nedir » diye sorduğumuz olur . Bu sorumuzun cevabını kendi kendimize verebilmemiz son derece basittir. En samimi duygumuzla kendi kendimize,  bu iși yaparken elde etmeyi düșündüğümüzün ne olduğunu sorarız. Cevabımız eğer  iyilik ve Allah rızası ise, kazancımız sevap ve Rabb’ımızın memnunuyetidir. Eğer bunun dıșında dünyalık bir șey ise, kazancımız da sadece dünyalıktır. Nitekim bu hususu Peygamberimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem Efendimiz gayet açık bir șekilde ifade buyurmușlardır.

َالَ رَسُولُ اللّهِ ﺼﻠﻌﻡ:  إنَّمَا اﻻعْمَالُ بِالنِّيَّاتِ وَإنَّمَا لِكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى، فَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ الى اللّهِ وَرَسُولِهِ فَهِجْرَتُهُ الى اللّ وَرَسُولِهِ، وَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ الى دُنْيَا يُصِيبُهَا أوِ امْرَأةٍ يَنْكِحُهَا فَهِجْرتُهُ الى مَا هَاجَرَ إلَيْهِ

« Ameller ancak niyetlere göredir. Herkes için ancak niyet ettiği şey vardır. Kimin hicreti Allah ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de dünya veya bir kadınla evlenmek için ise, onun hicreti de, hicret ettiği şeyedir"  Bu Hadis-i șerif  İslâm âleminde en sağlam ve güvenilir Hadis kitabı olarak bilinen Kütüb-ü Sitte diye anılan altı hadis kitabında zikredilmiștir. Bu altı hadis kitabı : Buhâri ve Müslim’in « Sahih » diye adlandırılan ; Ebû Dâvud, Tirmizî, Neseî ve İbn-i Mâce’nin de « Sünen » diye adlandırılan hadis kitaplarıdır.

Konuyu biraz daha açacak olursak ; yaptığımız ișten müspet sonuç almamız onu yaparken gönlümüzden geçen niyetimize bağlıdır. Basit bir örnek verelim : Yol ortasına düșmüș bir kasa veya taș veya bir ağaç parçası olduğunu farzedelim.. Biz bunu gördük. Orada, çevrede insanlar da var. Ben șimdi bu maddeyi alıp yol kenarına atacağım. İște o sıradaki benim duygum rol oynamakta. Eğer ben o maddeyi, diğer insanlara zarar vermesin, insanları rahatsız etmesin duygusu ile alıp attıysam, kazancım Allah rızasıdır yani sevaptır. Eğer o maddeyi, çevrede beni gören insanlar benim için « bak șu adama, ne kadar hayırsever, iyi bir kiși desinler » duygusu ile alıp kenara attı isem, bu ișten kazancım sadece beni gören insanların takdiridir, sevap değildir . Onlar da görüp takdir etti iseler tabii. Namazda ve diğer ibadetlerde de durum aynıdır. Eğer o namazı Rabb’ımızın rızasını kazanmak düșüncesiyle kılmıșsak kazancımız Allah (c.c.)ın rızasıdır. Eğer herhangi bir kimsenin hoșuna gitmiș olmak için yapmıșsak, kazancımız sadece o kișinin hoșuna gitmiș olmaktır. Su halde ibadetlerimizde ve ișlerimizde bu hususlara dikkat etmeliyiz.

Niyet öylesine önemlidir ki bazen amelin önüne bile geçer. Bazen öyle durum olur ki, bir iși yapmayı çok isteriz ama o andaki durumumuz onu yapmaya imkân vermez, ama o iși yapmıș gibi sevap alırız . Konumuzla ilgili olarak Zeyd b. Sabit (r.a)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Müminlerden savaşa katılmayıp oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad edenler bir değildir"anlamındaki  Nisâ' sûresinin 95. âyeti inince, Allah Elçisi bunu yazmamı istedi. Tam bu sırada bir a'ma olan Abdullah İbn-i Ümmi Mektûm gelerek; "Ey Allah'ın Resulü cihada gücüm yetseydi, ben de gider düşmanla savaş yapardım" dedi. Bunun üzerine Cenab-ı Hak aynı ayetin devamında; "Özürsüz olarak (savaşa katılmayıp oturanlar) bir değildir cümlesini vahyetti. (Buhârî, Cihad, 31.

Cenab-ı Hak c.c. Hazretleri  ișlerimizin neticesini de niyetimize göre sonuçlandıracağını, Rasûlüllah (s.a.s.) hadislerinde belirtmișlerdir :

قالَ رسولُ اللّهِ ﺼﻠﻌﻡ: مَنْ أخَذَ أمْوَالَ النَّاسِ يُرِيدُ آدَاءَهَا أدَّى اللّهُ عَنْهُ، وَمَنْ أخَذَهَا يُرِيدُ إتلَْفَهَا أتْلَفَهُ اللّهُ تَعالى

Resûlullah (s.a.v) buyurdular ki: "Kim, ödemek arzusu ile insanların malını alır ise, Allah (onun borcunu) ona bedel edâ eder. Kim de telef etmek niyetiyle halkın malını alırsa Allah onu telef eder."   Yani bir malı ödünç alırken niyetimiz zamanı gelince aynen iade etmek ise, bir șekliyle Allah fırsatlar yaratıp borcumuzu ödememize yardım eder. Ama niyetimiz onu geri vermemek ise, ödünç aldığımız o malı veya parayı telef ettirerek bize de bir faydasının dokunmamasını sağlar.

Kiși iyi bir amel ișlemeye niyet eder de onu icra ederse Cenâb-ı Hak (c.c.) o kișiye amelinin derecesine göre on ile altı yüz arasında değișen bir sevap yazar. Eğer kiși niyet ettiği bu iyiliği gerçekleștiremezse ona on sevap yazar.  (Kötülük konusunda ise niyet eder de gerçekleștirirse kötülüğünün derecesine göre günah yazar, fakat gerçekleștirmez ise günah yazmaz.)

İbâdetlerin bașlangıcında yaptığımız niyetin hükmüne  gelince :

Abdest ve gusül abdestindeki niyet Hanefi mezhebine ve Mâlikî mezhebinin bir rivayetine göre sünnettir. Çünkü Mâide sûresinin 6.âyet-i kerimesinde Cenab-ı Hak ; dirseklerimizle birlikte ellerimizi, yüzümüzü ve topukla birlikte ayaklarımızı yıkamamızı, bașımızı da meshetmemizi emretmektedir. Fakat diğer mezheplere göre ise yukarıda belirttiğim niyet hadisine dayanarak farzdır. Teyemmümde ise niyet farzdır. Namazın her türlüsünde niyet namazın farzıdır.Oruçta, hac’ta, zekatta, kurbanda ve itikâfta da niyet farzdır. Bir ibadetin farzı demek, o farz olan șey olmadan ibadet kabul edilmez demektir.

 

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları