Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
SÜNNET’İN  DİNİMİZDEKİ  YERİ  VE  ÖNEMİ
Köşe Yazısı Tarihi : 19-02-2014       
İsmet Mere
ismet.mere@mynet.com

( Manevi Penceremiz )

SÜNNET’İN  DİNİMİZDEKİ  YERİ  VE  ÖNEMİ 

Sünnet kelimesinin sözlükteki anlamı : Yol, gidiș, tabiat, șeriat, yüzün görünen yeri,alıșılmıș yol manasında kullanılır.

Hadis kelimesinin (ıstılah yâni dînî bir terim olarak) anlamı ise : Hazret-i Peygamber (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) efendimizin sözleri, davranıșları, diğer insanların davranıșları veya herhangi bir olay karșısındaki tepkisinden olușan sünnetinin söz veya yazı ile ifade edilmiș halidir.  Bu durumda hadis ve sünnet aynı anlamdadır. Bu kelime zamanla Hz. Peygamber’den nakledilen haberlerin genel adı olarak kullanılagelmiștir. Peygambberimizin sözlerine :  « Hadis-i kavlî denir, kendi uygulamalarına : « Hadis-i fi’lî denir, olaylara ve insanlara karșı tepkilerine de : « Hadis-i takrîrî » adı verilir.

Hadis’in dinimizdeki yeri ve önemine  gelince : İslâm Dini’nin iki temel kaynağı vardır :

1-Kur’an-ı Kerim,

2 – Sünnet-i Nebevî.

Dînî h¨kümler verilirken kendisine bașvurulan ve  « Edille-i erbaa » diye adlandırılan dört hukuki temel vardır. Bunlar Kur’an ve Sünnet’e ek olarak ; «  İcmâ » ve « Kıyas » tır. Icmâ : islâm ulemâsının ittifak ettiği, hepsinin görüș birliğine vardığı kurallara denir.  « Kıyas » ise, daha önce verilmiș bir kararın esas alınarak çıkarılan hükümdür. Bu günkü hukukumuzdaki yargıtay ictihatları gibi.

Rasûlüllah (s.a.s.) bize üç çeșit tebliğat yapmıștır :

1 – Kur’an-ı Kerim. Metni de, sözleri de Allah’a (c.c.) aittir, üzerinde peygamber’in herhangi bir tasarruf yetkisi yoktur. Cebrail (a.s.) nasıl vahyetti ise bir harfini dahî değiștırmeden insanlara aynen tebliğ etmekle yükümlüdür.

2 – Hadis-i Kudsî :  İçeriği Allah’a (c.c.) âit olan, ancak ifade șekli bakımından içeriğini bozmamak kaydıyla Peygamberimizin istediği șekilde telâffuz etmeye, ifade etmeye  yetkili olduğu vahiydir.

3 – Hadis-i Nebevî. içeriği de sözleri de Peygamberimizin kendisine ait olan hadislerdir. Bunları dilediği gibi ifade eder. Sade bir insan sıfatıyla , günlük yașayıșıyla ilgili sözleridir.

Bu hususları onaylayan âyetler vardır : -« O (Peygamber) kendiliğinden konușmaz :O’nun sözleri, kendisine gönderilmiș vahiyden bașkası değildir » (Necm sûresi : 3. Ve 4. Âyet)

-« Andolsun ki : Allah, mü’minlere büyük lutufta bulundu. Çünkü, daha önce apaçık bir sapıklık içinde bulunuyorlarken, kendi aralarından, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderdi. » (Âl-i Imrân s:Âyet 164) . Buradaki « hikmet » ten maksadın sünnet olduğu belirtilmektedir. Bu hususta birçok âyetler vardır.

Hadislerin Kur’an’la ilgisi yönünden durumu ise șu șekilde ifade edilebilir :

1 – Bazı hadisler, Kur’anda zikredilen bazı hükümleri tasdik eder, onları güçlendirir. Ana-babaya itaatsizliği, yalancı șahitliği, cana kıymayı yasaklayan hadisler gibi.

2 – Bazı hadisler, Kur’an’da zikredilen bazı hükümlerin açıklaması șeklindedir. Kur’an’da « namaz kılınız », « haccediniz » , « zekât veriniz » șeklinde emredilmiștir ama, namazın nasıl kılınacağı, rekatları, miktarı, vakitleri belirtilmemiștir. Haccın ne zaman, nasıl yapılacağını, zekâtın hangi mallardan ne miktarda, ne zaman verileceğini hadis-i șeriflerden öğreniyoruz. Yâni bu günkü hayatımızla kıyaslıyacak olursak ; Kur’an anayasa gibi kanunların özünü teșkil eder, hadisler ise, kanunlar gibi , anayasal hükümlerin  detaylandırılmıș halidir..

3 – Bazı hadisler de Kur’an’ın hiç temas etmediği konularda bașlı bașına bir yasama kaynağı olarak hükümler koyar. Buna örnek olarak ; ehlî merkeplerin ve yırtıcı kușların etinin yenmesinin haram edilmesi verilebilir. « Peygamber size neyi getirmișse onu alın,  neyi yasaklamıșsa ondan sakının. »(Hașr sûresi, 7. yet)

Rasûlüllah bir hadis-i șeriflerinde :  « Șunu kesin olarak biliniz ki, bana Kur’an ve onunla beraber onun bir benzeri (sünnet) daha verilmiștir. Karnı tok bir halde rahat koltuğuna oturarak ; « șu Kur’an’a sarılın ; O’nda neyi helâl görürseniz onu helâl, neyi haram görürseniz onu da haram kabul edin »  diyecek bazı kimseler gelmesi yakındır. Șüphesiz Allah Rasûlünün haram kıldığı Allah’ın haram kıldığı gibidir.» (Ebû Dâvud, Sünnet,5 ; İbn-i Mâce, mukaddime, 2 ; Ahmed bin Hanbel, Müsned, IV, 131). Görüleceği üzere sünnet (ve hadis) dinimizin temel unsurlarından biri olup, O’nsuz din eksik kalacaktır.

Sünnet’in, Kur’an-ı Kerim’den sonra, ikinci asıl delil olduğu hususunda görüș birliği vardır. Sünnetin bu önemi dolayısıyla onun Peygamberimizden itibaren nesilden nesile nakledilmesi sırasında çok büyük itina gösterilmiș, nakledenlerin dürüstlüğüne önem verilmiștir. Peygamberimizin söz ve davranıșlarını duyup ta birinden diğerine nakledenlerin liștesine « râvî zinciri » adı verilir. Bu zincir içerisinde bulunan kișiler arasında ömründe bir kerre bile șaka da olsa yalan söylemiș kiși bulunsa, o hadis kabul edilmemiș, kayıtlara girmemiștir.

Peygamberimizin yüzbinlerce Hadislerinin toplandığı altı tane  kitap vardır ki bunlara altı kitap anlamına elen  « Kûtüb-ü sitte » denir. Bunların iki tanesine sahih, diğer dört tanesine de « sünen » adı verilmiștir. Bunlar : 1-Buhârî’nin ve 2- Müslim’in  sahihleri, 3-Ebû Dâvud, 4-Tirmizî, 5-Nese’î ve 6- Ibn-i Mâce’nin sünen’leridir. Bu kitaplar ciltler dolusudur ve içerisindeki hadislerde en ufak bir șüphe yoktur.  Bunlar : Sahîh-i Buhârî, Sahîh-i Müslim, Sünen-i Ebû Dâvud, Sünen-i Tirmizî, Sünen-i Nese’î, ve Sünen-i Ibn-i Mâce diye anılırlar.

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları