Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
Etyen Mahçupyan’ın Vedası (Bir Dönemin Sonu)
Köşe Yazısı Tarihi : 28-05-2014       
Ersin Acar


( Konuk Yazar )

Etyen Mahçupyan’ın Vedası (Bir Dönemin Sonu)

Son zamanlardaki –medyamıza dair- en üzücü haberlerden birini öğrendim bu sabah(28 Mayıs), Etyen Mahçupyan okuruna –umarım, şimdilik- veda etti. Haberi, kendi yazısından okudum. Son zamanlarda yazılarını heyecanla beklediğim yazarları sıralamam istense –hiç şüphesiz- en başa Etyen Mahçupyan’ı koyardım (hakkını yemeyeyim, ardından da Ali Bayramoğlu ve Gülay Göktürk gelir) ve çevremde, az çok konuştuğumuz herkes de bunu bilir. Sohbetlerimizde mutlaka ona ve yazılarına gönderme ve alıntılar yaparım. Hatta çoğu zaman, köşe yazılarını evde bilgisayardan okumayı bekleyemez, teneffüslerde veya öğle araları cep telefonumdan okurum. Bu nedenle bu sabah da büyük bir merakla köşe yazısını okumaya başladım. Yazı –her zamanki gibi- kuşatıcı ve sarsıcı bir üslupla, güncelliğin sığlığından uzak, toplumu anlamaya dönük sosyolojik analizlerle devam ederken, bir süre sonra şüpheye ve endişeye sevk eden bir hal aldı. Çünkü söylemlerin ulaşacağı muhtemel noktayı yavaş yavaş tahmin etmeye başlamıştım, kopuş belirginleşmeye başlamıştı ve sonunda Böylece kaçınılmaz sona doğru geliyorsunuz. Gazeteniz artık sizinle birlikte olmak istemiyor. Siz de zaten gazeteyi elinize her aldığınızda duyduğunuz hüznü istemiyorsunuz. Artık farklı bir zamandayız ve zamanın yeni bir ruhu var. Okuyucularımı özleyeceğim…”  cümlesiyle, bir dönemin kapandığını ilan eden finalini yaptı. Bundan sonra öncelikle Mahçupyan’a;

Duyunca çok üzüldüm ama şaşırmadım, böyle militan bir gazetenin başarısı için ter dökmenize zaten üzülüyordum. Peki, var mı bir planınız? Nerede yazacaksınız? Lütfen ara vermeyin yazmaya, bu süreçte yazılarınız benim -ve muhtemelen daha bir çok kişinin- en önemli yol göstericim oldu. Yazılarınızdan mahrum bırakmayın bizi. İyi günler.”  Mail’ini attım. (çok hoş bir tesadüf ki ben bu yazıyı bilgisayarda yazarken de, Etyen Mahçupyan mail’ime cevabı bir teşekkür maili attı.) Bu arada, kafamdaki okuma ve yazmaya dair bütün planları erteleyip bu konuya değinmeye karar verdim, zira benim için kaçınılmaz bir şekilde ve “ivedilikle” tarihe not düşülmesi gereken bir hadiseydi. (Bu işi bitirir bitirmezde yapacağım ilk iş ‘Bir Demokratın Gündemi’ni tekrar okumak olacak.)

Mail’de de belirttiğim gibi –son dönemdeki, mensubu olduğu gazetenin yayın politikasıyla  Mahçupyan’ın düşünce ve söylemlerini karşılaştırdığımızda- bu “veda” benim için şaşırtıcı olmadı, ama üzüldüm. Normal şartlarda, normal demokrasilerde farklı fikirlere sahip olmak, farklı söylemlerde bulunmak böyle bir vedayı zorunlu kılmaz ve ‘farklılar’ ‘aynı’ ortamları/sütunları paylaşabilirlerdi. Zaten aksi yöndeki tahammülsüzlük, farklılıklara saygıyı ortadan kaldıran faşizmin değirmenine su taşımak olurdu. Yalnız üyesi bulunduğunuz kuruluş/gazete –sizin düşünceleriniz tam aksi yönde- belli bir misyonun militanı haline gelmişse, böyle bir durumda doğru olan, bunun bir parçası olmamaktır, bence de. Dolayısıyla bu kararı –vakit kaybetmeden başka bir yerde yazmaya başlaması koşuluyla- destekliyorum.

Ülkemizin, son 1 – 1,5 yıllık kritik sürecinde benim için Etyen Mahçupyan, güvenilir bir limandı. Aklıma takılan çoğu sorunumun cevabını –eleştiri ve sorgulama hakkımı saklı tutarak- onda buldum. Hepimizde “duymak istediklerimiz” söylendiğinde, bu söylenenlere, tabiat kanunu misali yanılmazlık atfetme eğilimi vardır. Bu yanlışa düşmemek için, çoğu zaman, Etyen Mahçupyan’ın köşe yazılarını –bir dönem benzer fikirleri savunan ama şimdi düşünsel anlamda uzak coğrafyalara savrulan- Cengiz Çandar’ın yazılarıyla karşılaştırmalı okumaya özen gösterdim. Her ikisini de “favori yazarlarım”a ekleyerek, ikisini de boş geçmedim ama çoğu zaman Mahçupyan’ın yanında saf tuttum. Bunda, söylemlerinin, düşüncelerime yakınlığı temeli oluştururken, üslubunun da önemli bir etkisi oldu. Kendisine yapılan onca hakarete karşı kendini, olgunluk ve efendilikle müdafaa etmesi, toplumun “kanaat önderi” bir kişiden beklediği tavırdı. Ayrıca Mahçupyan’ın, benim nazarımda güvenilirlik katsayısını arttıran unsurlardan biri de –belki de en önemlisi-, onun, savunduğu görüşleri, bu görüşlerin –taşıdıkları etiketler gereği- ‘doğal savunucularından’ farklı olmasıydı. Şöyle örnekleyeyim, kadın haklarıyla ilgili bir eylemde, kadınlar, bu eylemin ‘doğal savunucuları/taraftarları’dır, bu eyleme destek veren erkekler ise herhangi bir çıkar beklemeden, samimi bir şekilde kadın haklarına önem veren, hak ihlallerine dikkat çekmek isteyen vatandaşlardır ve bu insanların samimiyetine güvenebiliriz. İşte bana göre, Mahçupyan, kadın haklarını savunan eylemin erkek katılımcısı gibidir.

Ayrıca bir insanın güven tesis edebilmesi ‘cesaret’iyle de ilgilidir. Söylenmesi gerekeni, söylenmesi gerektiği zamanda söyleyebilme cesareti, güvenilir bir kanaat önderinin vazgeçilmez vasıflarındandır. Etyen Mahçupyan’ın –olumlu, olumsuz büyük yankı uyandıran- “Halk İhtilali” yazısı, cesaret unsurunun abidevi bir örneğini teşkil ederek arşivde yerini almıştır.

Buraya kadar yazdıklarımla amaç hasıl oldu diye düşünüyorum ve son bir cümleyle noktayı koyuyorum;

Özgürce düşünme/konuşma/yazmanın kriterinin ‘bizim düşüncelerimize uyumluluk’ olmadığı, herkesin özgürce düşündüğü/konuştuğu/yazdığı bir dünyayı hepimiz hak ediyoruz.

Selam ve dua ile…

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları