Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
TÜRK’ÜN GENETİK TARİHİ
Köşe Yazısı Tarihi : 03-06-2014       
H. Fikri Ulusoy
fikriulusoy@gmail.com

( Uzak Bakış )

TÜRK’ÜN GENETİK TARİHİ

 

Bu yazımda okumaya başladığım bir kitaptan söz etmek istiyorum.

Kitabın adı: Türk’ün Genetik Tarihi

Kitabın yazarı: Yrd. Doç. Osman Çataloluk

Elimdeki baskı Eylül 2012 tarihini taşıyor.

Önsöz de yazarı:

  • Bu kitap yaklaşık on yıllık bir çalışmanın ürünüdür. Daha bitmiş değildir -yakınlarımın ısrarı üzerine yayımlanmıştır- ama “Türkiye’de Türk nüfusu ancak % 10 kadardır,” diyenlere yanıt verebilmek için bu hali bile yeterlidir! Diyor.

Kitap 42 başlıktan ibaret, kaynakça kısmı dışında toplam 426 sayfadan oluşuyor. Yazarın ifadesi ile bilimsel bir çalışmadır. Dili, bilimsellik temeli nedeni ile ağırdır. Ya da başka bir ifade ile bizim alanımız olmayan içerisinde genetik kavramların yoğun olarak yer aldığı, yazarın dil, tarih, antropoloji gibi birçok alana yönelik tezler de ortaya koyduğu bir kitaptır. Kitabı eleştirmek bana düşmez. Alanlarının uzmanların yapacağı değerlendirmeler bizim değerlendirmemizden önemlidir.

Yrd. Doç. Osman Çataloluk önce hablogrup’un ne olduğunu açıklıyor.

  • “ Tıpkı kan gurupları gibi haplogruplarımız da vardır ve bunlar ırkları belirler”.Diyor.

Sonra ekliyor, bugün:

  • -Kim tanıyor Mete’yi artık? Sümerlerle, Hurrilerle, Hititlerle, İskitlerle, Peçeneklerle, Kıpçaklarla, Mayalarla, Kızılderililerle, Etrüsklerle aynı olmanın ötesinde Basklarda, Keltlerde hatta günümüz İngilizlerinde, Ruslarda ve Tuareglerde nasıl bir Türk vurgusu var, hem de genetik olarak, hiç düşündünüz mü? Diye soruyor ve kendisi cevaplandırıyor kitabın içerisinde.

Çataloluk mezar kazılarının önemli olduğunu belirterek, mezarlar sadece Türklere aittir. Kurgan geleneği Türk geleneğidir. Başka milletlerin kimi ölülerini yakarlar; kimileri toprağın üstüne koyarak sadece taşla örterler. Kurgan geleneği ise yüzyıllar boyunca sadece Türklere özgüdür.

Ekliyor:

Türklük demek kahramanlık ve göç demektir ve her kahramana da bir mezar gerektir!”

Yazar kitapta Avrupalıların söylediğinin aksine, Avrupalıların atalarının Türk olduğunu söylerken, genetik biliminin gelişmesi ile gerçeklerin daha çabuk gün yüzüne çıkacağını öne sürüyor.

Kadim Türk tarihinden bahseden yazar, işin içinde Türk olunca birçok şeyin akışının değiştirildiğine, inkâr edildiğine ya da tahrif edildiğine işaret ediyor. Düşünsenize yazarın tezlerinin çok azı bile doğruysa, hangi Avrupalı atam Türk’tür diyebilir. Yunan medeniyetini bırakarak Türk medeniyetinin bir zamanlar parçasıydım diye övünür. Bunu bugün bir tek Macarlar söyleyebiliyor. Atalarımız Türk’tür diyen Macarları da dışlayan bir Avrupa var karşımızda. Demokratik, objektif, önyargısız, bilime-insana saygılı Avrupa!

Türk lafını duyan cemaziyelevvelini bildiklerimiz,doğruları eğri yapmakta ve kamuoyunu inandırmakta oldukça mahir değil mi?

Yazarın yazdıkları ne kadar bilimsel, tezleri ne kadar doğru, bizden çok alanın tarafsız, Türk kavramından rahatsız olmayan uzmanlarının söyleyebileceği bir konudur. Ama beni ilgilendiren, konu ise;

  • TÜRK’ÜN TARİHİNİN HENÜZ YAZILMADIĞIDIR.
  • Kendi tarihimizi bilmediğimizdir.
  • Bu gidişle de gerçek ile yalanı birbirine karışmış tarihimizi, yeni nesillerin ancak kırıntılarla ya da mesnetsiz dizilerle öğrenecek olmasıdır.

Sanmayın ki bu sorun sadece bize özgüdür.Bugün güçlü olanın her şeyin belirleyicisi olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Yalan tarihi de yazıyorlar. Satın aldıkları kalemlerle, eğitimlerle, kitaplarla, filmlerle, dizilerle vs.

Millet olabilmenin temelinin kültür olduğunu hepimiz biliyoruz. O halde kültürümüzü geçmişten bugüne kadar öğrenmek, sahip çıkmak, nesilden nesile geleceğe taşıma sorumluluğumuzu da unutmamalıyız. Bu görevi sadece eğitim kurumlarından ve eğiticilerden de beklememeliyiz. Tarihimizi öğrenmeli, tarih şuuruna sahip olmalı, dilimizi korumalı, atalarımızdan öğrendiklerimizi, onlardan bize aktarılan herşeyi gururla sahiplenmeliyiz.

Ancak bu şekilde ayakta kalabiliriz…

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları

OĞUZ OĞULLARI

Gafil hangi üç asır hangi on asır
Tuna ezelden Türk diyarıdır
Biline tarihler söylemiş bunu
Kalkıyor örtüler örtülen doğacak

Dinleyin sesini doğan tarihin
Aydınlıkta karaltı karaltıda şafak
Yalan tarihi gömüp doğru tarihe gidin
Asya nın ortasında oğuz oğulları
Avrupa nın Alplerinde oğuz torunları

Doğudan çıkan biz batıdan yine biz
Nerede olsa ne olsa kendimizi biliriz
Hep insanlar kendilerini bilseler
Bilir ki o zaman hep biziz
Türk sadece bir ulusun adı değil


Türk bütün adamların birliğidir
Ey bir birine diş bileyen yığınlar
Ey yığın yığın insan gafletleri
Yırtılsın gözlerindeki gafletten perde
Dünya o zaman görecek hakikat nerde
Hakikat nerde.
Atatürk ( 04-03-2015 / 18:09:53 )

Fuat Gürsoy
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları