Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
MUHACİRE ENSAR OLABİLMEK
Köşe Yazısı Tarihi : 31-08-2014       
Ersin Acar


( Konuk Yazar )

MUHACİRE ENSAR OLABİLMEK

 

Benimsenmesi halinde, yaşamı baştan aşağı değiştirebilecek bir formülü paylaşarak başlayalım; Gazzedeki, Arakandaki, Suriyedeki Müslümana (dindaşına) yardım eli uzattığında Akpli; Doğu Türkistandaki, Kerkükteki Türk/Türkmene (soydaşına) yardım eli uzattığında Mhpli olmuyorsun, “insan” oluyorsun, sadece insan. Ayrıca birini tercih etmek zorunda değiliz, birine el uzatmak diğerine gönlünü kapatmayı gerektirmiyor. Kişi, yüreğinin büyüklüğüyle orantılı olarak, dindaşına da, soydaşına da, dindaşı/soydaşı olmayana da el uzatabilir. Bu gruplardan herhangi birinin tercihi, kişiye, üstünlük kazandırmaz veya tam tersini de. İlla birine öncelik vermemiz gerekirse, zulmü ağır ve dayanılmaz olanı tercih etmek makul bir tavır olarak düşünülebilir. Bizim tarihimiz, bunun örnekleriyle dolu. Dindaş/soydaşımız yanında, şuan neredeyse düşmanımız gibi davranan halklara da kapılarımızı açmışız, hem de defalarca.

 

Tarihi tecrübeyle sabit ki bir gün herkes düşebilir, zulme uğrayabilir. Değil mi ki Allah Resulü bile zalimin zulmüne muhatap kalıp, Medine’ye Hicret etti.(Halk ne güzel söyler; “Düşmez kalkmaz bir Allah”) Peygambere ve beraberindeki Muhacir’lere kapılarını açan, evini, sofrasını, yüreğini paylaşan Ensar’a, zaman, ne kutlu bir görev yüklemiş. Ne mutlu ensara ki muhacir gibi misafiri, ne mutlu muhacirlere ki ensar gibi ev sahipleri vardı.

 

Muradım, sözü, son dönemde sıkça duyduğumuz “mülteci olayları”na getirmek. Ülkemiz, uzun süredir, yerinden yurdundan edilmiş, zulme, işkenceye maruz kalmış bölge halklarının umut kapısı durumunda. İnsanlar yaşamak için son bir umutla yurdumuza sığınıyor. Baştan kabul edelim ki ne biz ensarız, ne de mülteciler Mekke’li muhacirleri Bu nedenle kimse bizden ensarın ev sahipliğini yapmamızı beklemiyor. Buna karşın, yüzlerce yıl mazluma yardım eli uzatmış ecdadın torunları olarak, daha farklı davranabiliriz diye düşünüyorum. Bu tavır sorunları görmezden gelmeyi gerektirmez. Mülteciler, dükkân açıyor esnafın işini olumsuz etkiliyor, ucuz iş gücü olarak çalışanın işini olumsuz etkiliyor, belki huzuru bozuyor, asayiş problemlerine neden oluyor olabilir. Ama bu sorunun çözümü –herhalde- eline sopa, bıçak almış bir grup insanın mülteci avına çıkması değildir. Asayiş sorunları kolluk kuvvetlerinin yetki alanındadır. Başkalarına yapamadığımız, suçluları bizzat cezalandırma eylemini, yerinden yurdundan edilmiş bu insanlara tatbik etmek vicdana sığar mı?

 

Mülteciler konusunda yapılmaya çalışılan toplum mühendisliği karşısında da uyanık olmak lazım. Çok adice bir algı operasyonu yürütüldüğünü görmeliyiz. İstisnasız herkesin lanetleyeceği “çocuk tacizciliği” gibi suçları Suriyeli mültecilere atfederek toplumsal nefret körükleniyor. Tehlikeli ve aşağılık bir oyun bu. Birkaç gün önce de Antep’te, mültecilerin, şehrin içme suyuna zehir karıştırdıklarına dair bir haber fısıltı gazetesiyle yayılmış ve halk buna inandırılmıştı. Mültecilerin, topyekün, “pedofili” ve “katil” olduğuna inanmamızı mı bekliyorsunuz? Aklını ve vicdanını kiraya vermemiş insanlar bilirler ki iyilik/kötülük topyekün bir millete değil, bireye ait sıfatlardır.

 

Yine, bir süre önce Antep’te ev sahibini öldüren mülteci haberini duyduk. İlk bakışta, ne adice bir davranıştı bu. Öyle ya, evini bu insanlara açmış yardımsever bir kişiye “ihanet” mevzu bahisti. Ama (http://www.anteppress.com/ey-fasistler-bu-haberi-okuyun-da-utanin/) eğer işin doğrusu, paylaştığım linkte anlatıldığı gibiyse, insanlığımızın iflas bayrağını çekebiliriz. Aynı paralelde, çalıştırılan mültecilerin ücretlerinin eksik ödenmesi veya hiç ödenmemesi gibi tavırlar da vicdana sığmaz.

 

Örnekler daha da çoğaltılabilir ama murad hasıl oldu diye düşünüyorum. Ek olarak, umutlu olmak için de gerekçelerimiz var zira kısa bir süre önce, en yetkili ağızlardan, en kararlı ifadelerle “dünyanın neresinde bir mazlum varsa ona el uzatmak” ve “adımızın anıldığı yerde zulmün kalmaması” mealindeki sözleri duyduk. Bu yolda, bu uğurda, Allah yardımcınız/yardımcımız olsun.

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları