Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
Biz Sendikacılık Yapıyoruz Sinyor -II-
Köşe Yazısı Tarihi : 03-11-2014       
Ersin Acar


( Konuk Yazar )

Biz Sendikacılık Yapıyoruz Sinyor -II-

Mevcut düzeni yıkmak “ihtilal”, yıkıp yerine yenisini/daha iyisini tesis etmek “devrim”dir. Bu manada yıkmanın da bir değeri olsa da –ki yeniyi inşa etmenin ön koşuludur aynı zamanda- yeninin tesisiyle taçlandırılmamış bir yıkım, kadük kalmış sayılır. Biz, “Sendikacılık Nasıl Yapılmaz” diyerek başladığımız restorasyon sürecinde, yanlışları ve eksikleri ön plana çıkararak, yeninin tesisini eskinin kalıntılarından temizleme önceliği ile hareket ettik. Muhakkak ki göremediğimiz, düşünemediğimiz yanlışlıklar vardır, hatta siyasi ve sosyal yapının getirdiği, bilerek yapılan yanlışlar da olabilir. Ama önemli olan bunları ortaya koymak, bunlara dair bir bilinç oluşturmaktır. Bununla birlikte, bu durum, yeni keşfedilen ilk defa dile getirilen bir şey değil elbette. Ancak herkesçe bilinen bu yanlışlıkların düzeltilmesine dair sağlam bir irade ve stratejik bir plan ortaya konmadığı da yadsınamaz bir gerçek. Biz, elimizden geldiğince, yeninin fikri inşasını gerçekleştirmeye çalışacağız. Buyursunlar.

 

Sendikacılık Nasıl Yapılır?

Her şeyden önce, bir sivil toplum örgütünün temel hedefi, “üyelerinin, aidiyetlerinden gurur duyacağı, üyesi olmayanların da gıpta ve merakla takip edeceği” bir yapı oluşturabilmek olmalıdır. Bu hedefin samimi kabullenilişi, bütün eylemleri kuşatarak birçok sorunu daha başından çözecektir. Bu hedefin gerçekleşmesine yönelik her adım hem mevcut üyelerin sadakatini hem de yeni üyelerin katılımını beraberinde getirecektir.

Başarı, sabırlı ve kararlı bir mücadeleyi zorunlu kılar. Yeniyi inşa etme misyonuyla harekete geçen bir yapı, mevcut durumun devamından yana olan zihinlerle mücadeleye mecburdur. Bu mücadele uzun, yorucu, başarıya ulaşma ihtimali düşük bir mücadeledir. Ancak bu zorluklar kimseyi yıldırmamalıdır. Şundan emin olabiliriz ki; “galiptir, bu yolda mağlup” ve “yenilgi, yenilgi büyüyen bir zafer vardır.” diyenler boşa dememiştir.

Giriştiği işte başarıyı hedefleyen her birey/örgütün ana felsefesi “ciddiyet” olmalıdır. Ciddiyet, bir eylemin göstermelik olmamasının temel koşuludur. Biz, göstermelik yapılan her şeye karşı olduğumuza, göstermelik yapılmasındansa hiç yapılmamasını tercih ettiğimize göre, ciddiyetten asla taviz vermemeliyiz. Yapılması planlanan eylemlerin hazırlığı son ana, son güne bırakılamaz. Bana göre, planlanan bir eylemin hazırlığı, en az, bir hafta önceden tamamlanmalı ve son hafta hazırlıklara değil, organizasyonu mükemmelleştirmeye ayrılmalıdır.

Temsiline soyunduğu kitle çok renkli olan bir yapının dili, mutlaka, kucaklayıcı olmalıdır. Bunu, herkese gül dağıtmak olarak algılamak yanlış olur. Burada kast edilen, ortak çıkarlara odaklanmak ve bunları ön plana çıkarmak, ayrışmaya ve çatışmaya neden olan konuları ise bireyin özeline havale etmektir. Eğitim sendikacılığı, mesleki bir örgüt olarak eğitimin ve eğitim çalışanlarının sorunlarının çözümü, bir sivil toplum örgütü olarak da “vicdanı” temsil etmelidir.

Bir hareketin üst yapısı, temsiline soyunduğu kitle tarafından “ulaşılabilir” olmalıdır. Sendika başkanı ve ilgili kişiler, üyelerin bir telefon uzağında olmalıdır. Ulaşılabilirlik, samimiyetle taçlandırılarak kendisine ulaşan her sorun, şikâyet veya talep gündeme alınmalı, değerlendirilmeli ve geri dönüt sağlanmalıdır. Bu durum üst yapıyı dinamik kılarken, üyelerde de güven duygusunun oluşumuna katkı sağlar. Yeri gelmişken şunu belirtelim; bana göre, dinamik tutulması gereken asıl kitle taban, yani üyelerdir. Hangi sendikaya üye olduğunu bile unutmuş meslektaşlarımızın varlığı, aslında üst yapının sorunudur. Kitleyi dinamik tutmanın birçok yolu vardır. En basitinden, özel günlerde sendika yönetimi olarak üyelere, bir iyi dilek mesajıyla ulaşılmalıdır. Kitleyi diri tutmanın asıl yolu ise, düzenli etkinliklere (eylem, sosyal-kültürel faaliyet..vb) yer vermekten geçer. Bu etkinliklere, etkinliklerin planlanması, düzenlenmesi ve hazırlanması sürecinde, katılım teşvik edilmelidir. Bu etkinliklerle –muhtemel- potansiyellerin ve bireysel yaratıcılığın açığa çıkmasını sağlayacak ortamlar yaratılmalıdır. Biraz daha somutlaştırmak gerekirse, her kurulun(kadınlar meclisi, sosyal-kültürel faaliyetler kurulu gibi) her okulda temsilcisi olmalı, bu sayede farklı fikirlerle zenginleşecek etkinliklere imza atılmalıdır.

Her hareketin içinde ilgisiz bir kitle olacaktır, bu oranın mümkün olduğunca aşağıda tutulmasına çalışılmalıdır. Bunun özel bir çaba gerektireceğini söylemeye gerek yok herhâlde. Sendikanın ve sendikacılığın sadece “işi düştüğünde” uğranılan bir yer değil, sürekli bir faaliyet olduğu, üyelerin ilgi ve istekleri doğrultusunda harekete geçirilebileceği algısı oluşturulmalıdır. En nihayetinde her üyenin aktif bir özne haline getirilmesine uğraşılmalıdır.

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları