Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
DÜŞÜNCELERİNİZ KİME AİT?
Köşe Yazısı Tarihi : 22-01-2015       
H. Fikri Ulusoy
fikriulusoy@gmail.com

( Uzak Bakış )

DÜŞÜNCELERİNİZ KİME AİT?

 

Düşünceleriniz kime ait sorusuna cevabınız muhtemelen,

  • Kime ait olacak, elbette bana ait.

Diyeceksiniz.

Bu cevap ıssız bir adada; insanlardan, basından, TV’den uzaksanız doğru olabilir. Ama sıraladıklarımla etkileşim-iletişim içinde iseniz yöneten/yönetilen konumunda iseniz cevabınızı gözden geçirin yeniden düşünün derim.

Neden mi?

Nedenini birlikte tartışalım ya da ben düşüncelerimi paylaşayım siz yorumlarınızla katkıda bulunun.

İnsanın kendisine ait sandığı düşündükleri, söyledikleri, duyguları ve nihai olarak davranışlarını da eklediğimizde etkilenme süreci ile oluşturduklarımızdan başka bir şey değildir. Bu etkilenme/etkileme faaliyetleri ise genel olarak algı yönetimi olarak tanımlanmaktadır.

Algı yönetimi, istenilenleri/istediklerini, istendiği şekilde zihinlere yerleştirmektir. Düşünceleri, duyguları ve davranışları istenilen şekle sokmaktır. Algı yönetimi insanların gerçeği olduğu gibi değil algılanması istenilenlerin, algı kapasitesine göre yöneltilen başta bilgi olmak üzere yapılan her türlü aktarımlardır.

Algı yönetimi insan zihnine doğrudan ya da dolaylı olarak yapılan saldırıdır. İnsan zihnine ve duygularına yapılan bu saldırı tarih boyunca sürmüş, bundan sonra da sürecektir. Üstelik insanın zihnini ele geçirdikten sonra toprağı, ülkeyi, ekonomiyi, iktidarları ele geçirmeye de gerek kalmayacaktır.

Algı yönetiminin bilinçli uygulayıcıları, sadece zihinleri ele geçirmekle kalmayıp insanların ruhlarını da çalmakta adeta insanı köleleştirmektedirler. Bu süreç kapitalist neoliberal anlayışla artmakta günümüz insanını modern köleler yaparken, insanı değersizleştirmekte, inançlarını yaşamaktan uzaklaştırmaktadır. Toplum içinde bireyi hedefi alan bu süreç, bireyin, içindeki kitleleri daha kolay ikna etmesini planlamakta/beklemektedir.

Mehmet Akif aşağıdaki mısralarında, insanın zihni köleliğini, benliğini, ruhunu kaybeden insanın davranışlarını adeta ortaya koymakta bu sürecin sonuçlarını hatırlatmakta, uyarmaktadır.

Müslümanlık pâk sîretten ibâretken, yazık!

Öyle saplandık ki levsiyyâta: Hâlâ çıkmadık!

Zulme tapmak, adli tepmek, hakka hiç aldırmamak;

Kendi âsûdeyse, dünyâ yansa, baş kaldırmamak;

Ahdi nakzetmek, yalan sözden tehâşî etmemek;

Kuvvetin meddâhı olmak, aczi hiç söyletmemek;

Mübtezel birçok merâsim: İnhinâlar, yatmalar,

Şaklabanlıklar, riyâlar, muttasıl aldatmalar;

Fırka, milliyet, lisan nâmiyle dâim ayrılık;

En samîmî kimseler beyninde en ciddî açık.

Mısraların ifade ettiği gibi beyinler, zihinler her türlü şeye açık. Neye açık: bilgisizliğe açık, ikiliğe açık, kötülüğe açık, dost görünenin, düşmanın tefrikasına açık, algı yönetimine açık, propagandaya açık…

Propaganda algı yönetiminin en önemli aracıdır. Propaganda, uygulayıcısına fayda sağlayan, karşısındakilerin bilincini etkilemeye, yönlendirmeye yönelik yapılan ve sonuç almaya dönük her türlü uygun araç ve tekniğin kullanıldığı sistematik girişimlerdir. Propaganda, zihinlere “yeni fikirler ve inançlar ekmek” için kullanılır. Kavramlarla zihinleri bulandırır.  Uygulayıcının istediği fikirlerin benimsetilmesi, benimsetilen fikre yönelik davranış gösterilmesi, ortaya çıkması için her şeyi mubah görür. İstesek de istemesek de farkında olsak da olmasak da her gün bin bir türlü propagandanın etkisi altında kalıyoruz.

Propagandanın yapıldığı, karşımıza her an çıkan çok fazla örneğini görüyoruz.Bu durum yeni de değil bakın: 1876 yılında İstanbul'da yayınlanan 47 gazetenin ancak yedisi Türkçedir. Dokuz Rumca, Dokuz Ermenice, Yedi Fransızca, Üç Bulgarca, İki İngilizce, İki İbranice, bir de Arapça yayın yapan gazete vardır.

Bu durum size ne düşündürüyor?Dünü ve bugünü kıyaslayın…

Aklıma ilk gelen bazı propaganda örneklerini sıralamak istiyorum. Siz de düşündüğünüzde ne kadar çok propagandaya maruz kaldığınızı göreceksiniz.

 

  • Ermenilerin sözde öldürülmelerinin, soykırım yalanın her sene gündeme getirilmesi,

  • ABD başkanlığına zenci bir başkanın getirilmesi,

  • IŞİD teröristlerinin esirlere turuncu tulum giydirmeleri, başka yollar varken kafalarını kesmeleri, görüntülerini paylaşmaları,

  • Güneydoğuda teröristlerin yoldan geçenleri durdurup kimlik sormaları, sözde mahkeme kurmaları vb.,

  • Ülkemizin gündeminin çok sık değişmesi,

  • Yabancı filmlerdeki kilise sahneleri, yıllarca TV lerimizde gösterilen kovboy filmleri, gece yarısı ekspresi filmi vb,

  • Dizilerimizdeki aile, erkek-kadın ilişkileri,

  • İslamcı terörist kavramı ile İslam ve terörizmin yan yana kullanılması,

  • Ne ilginçtir ki arkası arkasına düşmesi zor Malezya uçaklarının düşmesi, kaybolması,

  • Dün Kobani diye koparılan fırtınalardan bugün hiç ses çıkmaması, batılının ilgisinin bitmesi,

  • Ülkemiz dâhil birçok binlerce insanın öldürülmesine sessiz kalınmasına rağmen, Paris’te 12 kişinin ölümüne gösterilen tepki ve İslam’a yönelik tepkilere kılıf hazırlanması,

  • Batının önce Yahudiler, sonra komünistler şimdi İslam düşmanlığı,

  • CIA’nin bir raporundaki söylemde 2020 yılında Müslümanların başına bir halifenin getirilmesinin iyi olacağının gündeme taşınması,

  • Facebook, twitter vb,

olarak sıralanabilir.

Ümit Özdağ propaganda kavramını açıklarken: Keza etkili bir propaganda mekanizması oluşturamayan ve işletemeyen siyasi partilerin iktidar olma şansı yoktur. Bir siyasi partinin iktidar yolunu açan greyder propagandadır”. Demektedir.

Propagandayı sadece siyasi bir araç olarak da düşünmeyin. Propagandanın kullanılmadığı alan artık kalmadı. Büyük oyunlar tüm dünyayı ayağa kaldıran büyük şoklarla ortaya konulurken, küçük oyunlar daha küçük operasyonlarla yapılmaktadır.

Toplumun ortalama insanına yönelik yapılan propaganda, parası olanla, aydınla çok uğraşmaz. Hedef geniş kitlelerdir. Geniş kitlelerin içinde yer alanlardır. TV başında yapılan haberlere bakıp yabancıların söylediklerini gururla dinlerken, TV’de övücü sözler söyleyen:

“Türkiş lokum çok güzel, türkiş kebap  harika”

“ Türkiye harika”

Diyen yabancıya sempati ile bakan insanlardır. Saatlerini TV başında geçirenlerdir. Çat pat Türkçe konuşan bir yabancıyı kendimizden görenlerdir. Okumayanlar, olaylara at gözlüğü ile bakanlardır.

Propaganda yalnız yabancılar tarafından yapılır anlamı da çıkarılmamalıdır. Bu süreç önce kendi insanımıza, yine içimizden çıkan insanlara yaptırılır. Her türlü çıkar grubu bu çalışmanın arkasından çıkabilir.

İkna, pazarlama teknikleri veya reklamcılığın gelişmiş şekli olarak da ifade edilebilecek propaganda, daha sistemli ve sürekli olarak illegal ya da legal kurumlar tarafından uygulandığında ise psikolojik savaş olarak tanımlanmaktadır. Bu topraklarda yaşayan insanımız yüzyıllardan beri bu savaşın etkisi altındadır.

İnsanların algılarının yönetilmesi bugün daha çok gündemdedir. Çünkü algıları yönetilen insanları idare etmek daha kolaylaşmaktadır.

Algı yönetimi dostları yönetmek, düşmanları ise yenmek için gereklidir.

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları