Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
BAŞLIKSIZ YAZI
Köşe Yazısı Tarihi : 17-02-2015       
H. Fikri Ulusoy
fikriulusoy@gmail.com

( Uzak Bakış )

BAŞLIKSIZ YAZI

Yazılarımda zaman zaman sizinle paylaşırım “ülkemiz kadar gündem zengini olan bir başka ülke yoktur” diye. Bu durumu isterseniz gündemle toplumu manipüle etme deyin isterseniz kara veya gri propaganda olarak tanımlayın… Gündeme yetişmekten daha zor olan ise gündemi, olanları anlayamamaktır. Toplumun ne halde olduğunun farkına varamamaktadır.

Toplum olarak ne halde olduğumuzu, insan olarak neleri kaybettiklerimizi yine yitirdiklerimizle kısa süreliğine hatırlıyoruz. Özgecan’ı yitirdiğimiz gibi. Özgecan’la gündeme taşınan, sözde tartışılan yitik değerleri konuşacağız. Sadece konuşacağız…

Sonra…

Panik butonları önereceğiz. Minibüse mi, eve mi, insana mı takmalıyız? Sorularını soracağız! Hadım mı edelim? İdamı yeniden mi getirelim? Diyerek kendimizi avutacağız.

Sonra…

Hepsi kısa bir süreliğine olan haklı tepkiler, bağırmalar, sözler, yürüyüşler vb. bitecek, hiç olmamışa döneceğiz. Yeni bir Özgecan’ı yitirinceye kadar.

Sonra…

Değişen bir şey olamayacak. Dağa bakmaktan toprağın altındaki kısımlarını yine görmeyeceğiz. Nedenlerine inmeyeceğiz.

Sonra…

En kolay olanını yapacağız, önce hamaset yapıp sonra unutacağız. Yok yok hasır altı edeceğiz, her pisliğe yaptığımız gibi… Bize yakışanı yapacağız! Kafamızı kuma gömmeye devam edeceğiz.

Oysa…

Özgecan’a kıyanlar gibi, yanımızda, ötemizde, berimizde birçok insan var. Hep birlikte yaşıyoruz. Bir insanda; insanlığın her türlü olumlu ya da olumsuz özelliği, davranış potansiyeli vardır. Davranışların olumsuz olanlarını bir kısmını baskılarız. Ahlakla, yanlışı doğruyu ayırt etmesine fırsat verir, pekiştirmesi için örnek oluruz. Hukukla ahlaki değerleri güvence altına alırız. Her insan eşit olur. Eğitimle insanın olumluya doğru gelişimini destekler, insanın değerli olduğunun farkına vardırırız. Ama eğitimle bu kadar oynarsan, ahlak bir kenara, maneviyat bir kenara, din menfaate aracı olursa, maddiyat insanın tanrısı olursa her türlü olumsuz davranışı görür, bu insanlar aramızdan nasıl çıkıyor şaşkınlığına düşeriz!

Hep dile getiriyoruz; bu toplumun en önemli problemi ahlak fakiri noktasına gelmesidir. Gerisi havanda su dövmekten başka bir şey değildir.

 

Arşivimde yer alan bir alıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

Varlıklı bir adam son model arabası ile şehrin dar yollarından birinden hızla geçiyordu. Aniden karşısına çıkan çocuğun arabasına doğru attığı taşı gördü. Arabasının kapısına çarpan taşın sesi ile ani bir fren yaptı. Ne olduğu anlamadan zor da olsa durdu.

Şaşkınlığını atan adam öfke ile arabadan fırladığı gibi taş atan çocuğun yanında aldığı soluğu. Çocuğun kolundan tutarak sarsmaya:

- Sen ne yapıyorsun serseri, bak arabamı ne hale getirdin.

Diyerek bağırmaya başladı.

Gözleri önünde, üzgün çocuk,

  • Amca lütfen kızma, sizden önce geçenlere
    durmaları için işaret ettim, hiç biri durmayınca, sizin arabanıza taş attım" dedi.

Çocuk gözyaşları içinde, kenarda devrilmiş duran engelli
arabasını ve yanında yere düşmüş yatanı göstererek,

- Ağabeyim yürüyemiyor. Onu tekerlekli arabası ile gezdirirken, kayıp devrildi. Ağabeyim yere düştü, kaldırmaya gücüm yetmedi, gelen geçen kimse de yok. Siz onu yerden kaldırıp tekerlekli arabasına tekrar oturtmama yardım eder misiniz. Dedi.

Adam, ne diyeceğini bilemeden, yutkunarak
yerde yatan ağabeyin yanına gitti, onu kaldırıp
tekerlekli arabasına oturttu. Cebinden çıkardığı mendille bacağındaki kanları sildi. Küçük çocuk abisini tekerlekli arabasıyla alıp giderken, hiçbir şey söyleyemeden arkalarından bakakaldı…

Arabasına döndüğünde, çocuğun attığı taşın, arabasının kapısında bıraktığı derin izi gördü.

Adam, bu taş izini hiçbir zaman tamir ettirmedi.
Arabadaki bu taş izini şu mesajı hiç unutmamak için sakladı:

"Hiçbir zaman, hayatın içinden, birilerinin seni durdurmak ve dikkatini çekmek için taş atmaya mecbur kalacağı kadar hızlı geçme.

O sesi dinlemek, görmek için vaktimiz olmadığında ise, bize taş fırlatmak zorunda kalmasın.

İster fısıltıyı dinle, ister taşı bekle…

Seçim senin…

Hayatın içinden son hızla geçerken, bir an durup, kendi hayatımızda da bize bazı şeyleri hatırlatmak için atılan taşlar olup olmadığını bir düşünelim...

Yitirmeden insanları.

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları