Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
HAYATIN İÇİNDEN (RAHİM HOCA)
Köşe Yazısı Tarihi : 18-02-2015       
Cengiz TEKEKAYA


( Anılarda Yaşamak )

HAYATIN İÇİNDEN (RAHİM HOCA)

 

Rahim Demirbaş Konya-Ereğli’ye 45 km uzaklıkta Beyören Köyü’nde doğar. İvriz Öğretmen Okulu, Ankara Yüksek Öğretmen Okulu’nu bitirdikten sonra 1967 yılında Dinar Lisesi’ne matematik öğretmeni olarak atanır.

Dinar’ı ve öğrencilerini çok seven Rahim Hoca, aynı zamanda pehlivandır. Dinar’a geldiği yıl hemen işe koyulur, hevesli öğrencileri çalıştırır, müsabakalara katılır ve bölge birincilikleri elde eder. Sporcularını o kadar sever ki; Dinar’a gelişinin ikinci yılında Konya’da nişanlanır. Nişan lokumunu kucaklar tâ Dinar’a sporcu öğrencilerine getirir ve onlara ikram eder.

Dinar’da kaldığı süre içinde hem matematik öğretmeni olarak, hem de bir pehlivan olarak çok başarılı öğrenciler yetiştirir. Dinar O’nu; o Dinar’ı ve Dinarlıyı çok sever, benimser. Üç yıl sonra Konya Gazi Lisesi’ne tayini çıktığında arkasında binlerce Dinarlıyı gözü yaşlı bırakarak ayrılır.

Konya Gazi Lisesi’nden sonra da ülkemizin çeşitli yerlerinde öğretmenlik, idarecilik yapar. Hizmet yılını tamamladıktan sonra emekli olur, ancak öğretmenlikten kopamaz dershaneciliğe başlar. Birikimini öğrencilerine aktarmaya çalışır. Dershanecilik yaptığı süre içinde ekonomik durumu iyi olmayan öğrencilere elinden gelen yardımı gösterir, onlara hem maddi hem de manevi bakımdan destek olur. Ayrıca 100 başarılı, fakat yoksul öğrenciye de eğitim bursu verir.

Bir süre sonra dershaneciliğe son veren Rahim Hoca, köyüne yelken açar. “Biz köyden çıktık, fakat köy gönlümüzden çıkmadı,” diye hayalini gerçekleştirmek için köyü Beyören’e döner.

Köyün arazisi kıraçtır, suyu yoktur. Yeşile hasret ovalara, kıraç yayla ve dağlara bakar. Üzülür, içi sızlar. Küçükten beri köyünün bu durumuna üzülmektedir. Köyü için bir şeyler yapmak ister. “Bir çeşme, bir camii yaptırsam çevrenin insanları faydalanır. Fakat ağaç diksem, köylüye örnek olsam; bu ağaçlardan tüm canlılar faydalanır ve yeşile hasret köyüm belki yeşile kavuşur,” diye düşünür ve kendi çapında bir orman oluşturmaya karar verir.

Köy kahvesinde konuyu köylülerine açar, onlardan fikir alır. Fakat köylüler; “su yok, sel yok… Toprak kıraç ve verimsiz, burada orman mı olur. Aklından zorun mu var senin hoca?” derler.

Rahim Hoca, “dağları, bayırları çıplak gördükçe içinin yandığını… Şehirlerin yaşanmaz hale geldiğini, köyün kıymetini bilmek gerektiğini, herkesin gücü oranında elini taşın altına koyması ve çocuklarımızın gölgesinde dinleneceği bir koruluk oluşturulmasının her bakımdan yararlı olacağını” dili döndüğünce anlatmaya çalışır, fakat anlatamaz. Herkes Rahim Hoca’ya “yolunu şaşırmış, çaresiz” gözü ile bakar.

Rahim Hoca, söylenenlere kulak asmaz, hemen kollarını sıvar, hem hayalini gerçekleştirecek; hem de köylülerine bir ders verecektir. Satın aldığı çok geniş araziye çam fidanlarını dikmeye başlar. Köyün gençlerine iş verir. Sekiz kilometre uzaktaki kaynaktan merkeplerle plastik bidonlarla su taşırlar. Tırnaklarıyla, eliyle didinir, fidanlara can suyunu eksik etmez. Fidanlar boy vermesine boy verir; toprak vefasız değildir, topraklığını bilir ve emeğine can verir; gelgelelim çobanlar rahat vermez. Fidanların arasına koyun sürülerini sürerler, baş vermiş fidanları yedirirler. Rahim Hoca, pes etmez neyi varsa ortaya koyar, koca araziyi gecesini gündüzüne katarak tel örgüyle çevirir.

Rahim Hoca’nın diktiği fidanların sayısı otuz bini geçer, fakat bakım güçleşir. Su yetersizdir. Elinde avucunda bir şey kalmamıştır. Yine de pes etmez. Aldığı maaşının tamamına yakınını harcar ve toprağı 8 kilometre kazarak hortum döşetir. Altı ayrı yere 6 havuz yaptırır, fakat havuzları bir türlü dolduramaz. Hortumla getirdiği su da yetersiz gelir. Yeri gelir, kendi de merkeplerin arkasına düşer; köy gençleri ile fidanlara su taşır.

Yıllar geçer, çam ağaçları boy vermeye başlar. Bir umutla tam 140 metreye sondaj vurdurur; fakat su çıkmaz. Ağaçların bakımı, işçi maliyeti artar. Fakat çam ağaçları boy verdikçe elif elif eser. Artık korulukta kuşlar uçmakta, tavşanlar koşmaktadır. Bir çam ağacını dibine oturan Rahim Hoca bedenen yorgun, ruhen mutludur.

“Ölünce öldü diyorlar, üç ay sonra da unutuyorlar. Hayatta iken bir eser bırakan, o eseri ile yaşıyor,” diye düşünür; düşündükçe tüm yorgunluğunu unutarak mutlu olur. Ömrünün son baharında bu güzelliğe yeni fidanlar dikerek, yeni güzellikler katmak için; orman dairesine müracaat eder. “Dişim tırnağımla yeşerttiğim bu çorak araziye 20 bin fidan daha dikmek istiyorum. Bana yardımcı olun, hiç değilse ücretsiz fidan verin,” der..

“Biz özel mülkiyete yardımcı olamayız” cevabını alınca yıkılır. O gün yorulur. Fakat son kuruş parası, el emeği, alın teri ile yetiştirdiği; kendi boyunu tutan ormandan kopamaz. Dizlerinin gücü, gözlerinin feri azaldıkça; bu orman ona can verir. Mutlu olur..

Ormana ve insana verdiği değerle karanlığa bir mum yakan ve yarınlarımıza örnek ve ışık olan Rahim Hocalara ihtiyacımız var, hem de çok… Çünkü Rahim Hocaların sayısı ne yazık ki az…

Fedakâr çalışması ile bu dünyada edata bir orman kuran ve güzellikler yaratan, örnek insan Rahim Hoca’mıza Dinar’dan saygılar, selamlar… 18.02.2015

 

             Cengiz TEKEKAYA

                 Emekli Maliyeci

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları

Rahim Hoca ile Mart 2015 te Kayseri de tanışma fırsatım oldu.

Dinar ı hiç unutmadığını ifade etmişti. İdris Alev hocamı yanımda telefonla aramıştı. Dinar dan hala daha görüştükleri olduğunu biliyorum.

Yaptıkları inanılmaz işler aslında... Oğlunun adını taşıyan orman içinde küçük te bir kulübe yaptığını söylemişti. Şu an sanırım oradadır.

Konya/Ereğli ye yolu düşenlerin, özellikle Dinar dan gelenlerin ziyaretine çok sevinecektir. ( 02-07-2015 / 11:15:18 )

H.fikri Ulusoy

Cengiz bey,yazılarınızı beyenerek okuyrom teşekkür ederim yazılarınızın devamını bekliyom. selamlar ( 21-02-2015 / 15:27:37 )

Ali Erkan
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları