Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
MASKELER VE YÜZLER VE MUHASEBE
Köşe Yazısı Tarihi : 01-05-2015       
Ersin Acar


( Konuk Yazar )

MASKELER VE YÜZLER VE MUHASEBE

Yakın döneme sığdırdığım üç idealist öne çıkışı takip eden, üç hayal kırıklığının eşlik ettiği bu ruh halini tecrübesizlik ve acelecilik zaafları dışında ne ile açıklayabileceğimi hem bilmiyor hem de bulunması muhtemel daha başka ve –belki de- daha asli –dolayısıyla başka zaafların sinyalini veren- faktörlerin olmasından endişe ediyorum. Huzursuzluk katsayısını arttıran asıl unsurun ise, kişisel tarihimin genel bir muhasebesini yapmaya kalksam, son döneme sığdırılan bu gelişmelerin “münferit hadiseler” başlığı altında toplanarak, bir dipnotla geçiştirilebilecek nicelikte (nitelik diyemem) ve bu kadar üst üste gerçekleşmiş olmasına ek olarak hayatını “kalabalık” içinde belirsiz, dikkat çekmeyen bir “harf” olarak geçirme prensibine sahip bir ruhu, –çok müdahil olamadığı, sadece akıntısına kapıldığı- bir takım gelişmelerin “birey” olarak, görünür bir “kelime” haline getirme baskısının yarattığı travmatik durum olarak açıklama eğilimindeyim. Bir travma, bir kriz. Rutin dışı bu duruma karşı, kulağıma fısıldananları çok net duyabiliyorum;

“Yolunu kendin yürüyebilmek için, yönünü kendin koymak zorundasın.” devamı var. “Yolunu ancak kendi yönünde yürüyebilen kişidir, kendi yöneldiği yere ulaşabilen.” Üstat Oruç Aruoba’nın sosyolojik formüllerinin üç bilinmeyeni; “yer”, “yön”, “yol”. (x,y,z gibi) Yer, yön ve yolun ne olduğuna dair sayfalarca konuşmak gerek ama “şimdi mutlu(mu) olmalıyım” örneğinde de görülebileceği gibi bir harf/hece oyunuyla bütün paradigmayı alt üst edebilen bir söz ustasının ne dediğini anlamak her zaman çok kolay olmayabiliyor. Tekrar yer, yön, yola dönelim. Kişi bir yeri terk edip/bırakıp yeni bir yere varmaya/yerleşmeye karar verebilir/mecbur kalabilir. (sırf bu karar üzerine bile söylenecek ne çok şey var, mesela kişi o düşünceye kapıldığı andan itibaren “eski yer”ini terketmiş sayılır mı ve cesaret gösterip eski yerini terk edemezse hala oraya ait sayılabilir mi? Veya ortada hem eski hem yeni yere karşı bir ihanet söz konusudur denilebilir mi? Ya da böyle bir düşüncenin peydah olmuş olması, zaten o eski yerin “gerçek yer” olmadığını gösterir mi?) Yer tespiti, ardından, yön tespitini çağırır, yönün tespiti hangi yolun kullanılacağı sorusunu gündeme getirir. Yalnız bu noktada –bana kalırsa, aslında her noktada- görünen köy bile kılavuz ister. Zira yerin tespiti, en önemli nokta gibi görünse de yön ve yolda öngörülemez/önemli sonuçlar doğurabilir. Bir hukuk kaidesinde olduğu gibi “usul, esastan önce gelir” mi bilmiyorum ama usulün(yol/yön) esastan(yer) daha önemsiz olduğunu düşünmek kesinlikle hatadır.

Biraz hızlandıralım. Ruh, yerini benimsememiş, gerçek yeri olarak görememişse, bu krizden çıkış yolları aramaya yönelir ki bu yollardan biri –bir önceki yazıda da belirttiğim gibi- maske(ler) inşa etmektir. Aslında bunu, tek izleyeninin “yüz” olduğu bir tiyatroya benzetmek makul görünüyor. Dram yüklü bir tiyatro. Muhtemelen yüz şunu düşünüyordur; “yetersiz kaldığım için sahibim maskeye ihtiyaç duyuyor.” Şüphesiz kişinin korumakla mükellef olduğu asli unsur yüzüdür. Yaralanma ve bu yaralardan uzun süre kurtulamama özelliği maskeye değil yüze ait bir özellik çünkü. Bir tedavi reçetesi gibi görsek de maske taşımanın çift yönlü bir etki yaratma zorunluluğundan kaynaklanan zor bir iş olduğunu tahmin edebiliriz. Bu çift yönlü etkide de kolay olanı dışarıya karşı sahnelenen tiyatrodur. Kişinin kendine, ruhuna, yüzüne karşı oynadığı tiyatroda sergilediği rol hem çok zor hem de ikiyüzlüce. Bu konuda da referanslarımıza başvuralım. Ne diyor Erıc Hoffer;

“En yüksek sesli yalanlar, kendi kendimize söylediğimiz yalanlardır.” Bitmedi, “Bazen öyle görünüyor ki, bizim en tutkulu ve en sürekli gayretimiz, herkesi, bizim gerçekte olduğumuz şey olmadığımıza inandırmaya çalışmaktır.”

Peki, Ece Temelkuran ne diyor;

“İçime, kendime giremezsem -kendinin dışında kalan herkes gibi- bitireceğim”

Epey karışık oldu, burada bitirelim. Son söz yine senin üstat;

https://www.youtube.com/watch?v=uf8d48BF-OQ (Orhan Gencebay – Kördüğüm)

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları

Gülsüm hocam çok teşekkür ederim, değerli bir meslektaşımın yazımı okuması ve fikirlerini paylaşması benim için gurur kaynağı. ( 02-05-2015 / 00:14:18 )

Ersin Acar

Kaleminize ve düşüncelerinize sağlık hocam... ( 01-05-2015 / 23:36:10 )

Gülsüm Akış
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları