Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
SUÇIKAN ŞİİR GÜNLERİ/GÜL KOKUSU VAR/ANADOLU İNSANI
Köşe Yazısı Tarihi : 29-07-2015       
Ersin Acar


( Konuk Yazar )

SUÇIKAN ŞİİR GÜNLERİ/GÜL KOKUSU VAR/ANADOLU İNSANI

Toplumun bir hafızası var, unutmuyor ve kaydediyor. Bu anlamda toplumu güvenilir bir jüri kabul etmek gerek(kararını biraz geç verdiği için eleştirilebilir, beklide). Bir şeyler inşa eden, bir değer ortaya koyan, insana ve insanlığa hizmet eden kişiler toplumun hafızasında yer eder ve edecektir. İnsanlığa hizmet çok geniş bir yelpaze, şüphesiz, ama sanırım bu yelpazenin en zorlu dallarından biri kültürel alanda yapılan çalışmalardır. Hem uzun bir çalışma/hazırlık süreci gerektirir hem de hak ettiği dönütü alacağının garantisi yoktur. Hele ki toplumun bu yönde bir talebi yoksa işler daha da zorlaşacaktır, şüphesiz. Sonuçta kültürel ve sanatsal talepler kendisinden daha öncelikli olan sosyo-ekonomik ihtiyaç ve taleplerin karşılanmasından sonra oluşmaya başlar. Bunun evrensel bir kaide olup olmadığını bilmiyorum zira “Almanya’nın her iki dünya savaşından da yenik ve harabe olarak çıkmış olmasına karşın, her seferinde, bu kadar hızlı toparlanmasını sağlayan şeyin, önce sinema ve tiyatro binalarını tamir ederek çalışır duruma getirmesidir” şeklinde bir fikri, bir yerlerde okumuştum. Yalnız bizim toplumumuzun büyük bir çoğunluğu için kültürel taleplerin çok da öncelikli olmadığını ve lüks tüketim unsuru olarak görüldüğünü biliyoruz. Sanata ve sanatçıya değer verilmediği iddiası, popüler kültürel unsuru olan piyasa aktörlerinin hem daha fazla görünür hem daha fazla kazanır durumda olduğu gerçeğiyle birlikte düşünüldüğünde anlam kazanıyor. Bu noktada “kalıcılık” geçerli bir kriter gibi görünse de yeterli olmadığı kanaatindeyim. Toplumun yaşadığı radikal siyasi, toplumsal değişimler gibi birçok unsurun “kalıcılık” üzerinde etkili olduğunu, Sultanuş’şuara olarak anılan Baki’ye ve Itri’ye dair hiçbir şey hatırlamadığımız örneğinden de hareketle, söyleyebiliriz.  Dile getirdiğim güçlüklere rağmen, tabi ki, bu alanlarda birçok çalışma yapılıyor, etkinlikler düzenleniyor. Bu yıl ikincisi düzenlenen “Suçıkan Şiir Günleri”ni de, ilçemiz adına önemli ve kıymetli çalışmalar arasına not etmek gerek. Bu yıl konsepti “İdris Alev ve Mehmet Tekin’e saygı gecesi” şeklinde belirlenen şiir günlerine hem -izleyici- olarak katılmaktan, hem de üyesi olduğum “Dinar Şairler ve Yazarlar Derneği”nin böyle bir etkinliği gerçekleştirmiş ve sahiplenmiş olmasından mutluluk duydum. Öncelikle etkinliğe dair gözlemlerimi kısaca paylaşayım;

Yazının başında da belirttiğim üzere sanatsal faaliyetler toplumda zor karşılık bulur. Buna ek olarak, kanaatimce, sanat dalları içerisinde de en zor müşteri bulan sektördür, şiir. Bu güçlüklere rağmen sabırla ve azimle bu faaliyeti devam ettiren dernek yetkililerine ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Yalnız şunun altını çizmek istiyorum, sanatsal alışverişte dengeler tersine işler, yani toplumsal talebin bir arz doğurmasından ziyade, arz, toplumu belli bir seviyeye çıkarma ve belli bir yöne yöneltme işlevi görecektir. Yani toplumun talebi, bir şair peydah etmeyecek ama şairlerin faaliyetleri toplumda bir şiir zevki ve talebi oluşturacaktır. Bu anlamda bu faaliyetler, asla, boşa kürek çekme olarak nitelenemez. Ayrıca bu yıl ki etkinliğe civar illerden misafir şairler de katıldı, bu da önemli ve güzel bir ayrıntıydı. Yine türkülerle zenginleştirilmiş olması, etkinliğin olumlu yanlarındandı. Niyet ve amaçtaki halisane tavır, olumsuzlukların üzerini örtüyor tabi ki ama organizasyonda yapılacak birkaç düzenlemenin bu etkinliği daha kusursuz hale getireceğini belirtmek isterim.

Bir de, daha önceden haberdar olduğum ancak dinlemenin bu güne nasip olduğu, ilçemiz şairlerinden Süleyman Uysal’ın şiirlerinin bestelenmesinden oluşan “Gül Kokusu Var” albümünden bahsetmek istiyorum. Süleyman Uysal’ı şahsen tanıma fırsatım olmadı ama hem gözlemlerimden hem de eserlerinden, kendisinin tam bir “Anadolu insanı” olduğu sonucunu çıkarıyorum. Şahsen, “Anadolu insanı” kavramına önem veriyor ve korunması ve içinin doldurarak yaşatılması gerektiği kanaatini taşıyorum. Bu kavramı daha önce “Soma”yı yazarken “Çizmesinin karasından sedyenin kirlenmesine gönlü razı olmayan ve kendisi ölümden döndüğü halde arkadaşının çıkıp çıkmadığını soran ve ona üzülen işçi” için kullanmıştım. Anadolu insanına bir örnek daha vereyim (aslında bu konu müstakil bir yazının hakkını, rahat rahat verir):

Karadeniz’de Muhammed adlı bir kişi, komşusuyla tartışır, tartışma büyür ve cinayetle sonuçlanır. Muhammed, komşusunu öldürmüştür. O koşarak olay yerinden uzaklaşırken ölen komşunun eşi ağıt yakmaya başlar; “Ben sana ne diyeyim, adına yazdık Muhammed”

Bu kadın, “İnandığı dinin peygamberinin ismini taşıyan bir şahsa, sırf bu ismi taşımasından dolayı, cinayet gibi adice bir eylemi yakıştıramayan” saf, dindar bir Anadolu insanıdır. (K. Mısıroğlu’ndan naklen)

Süleyman Uysal’a ait şiirlerin Kocatepe üniversitesi Devlet Konservatuarı bölümü öğretim üyeleri Uğur Türkmen(beste) ve Yıldırım Aktaş’ın(seslendirme) katkılarıyla oluşmuş bu albümü gerçekten çok beğendim, arabamda defalarca dinledim ve dinlemeye devam ediyorum. Özellikle “Astıktan Sonra” ve “Sallar İçinde” eserlerini çok beğendiğimi belirteyim. Yazanın, besteleyenin, seslendirenin ağzına ve yüreğine sağlık. Şu dörtlük “Astıktan Sonra” eserinden;

“Dağlarda duman var yollarda pusu

Zenginin mi bu dünyada tapusu

Bana açılsa da cennetin kapısı

İstemem fakiri yaktıktan sonra”

Dünyanın adaletsizliğini, zengin fakir ikileminden hareketle, dile getiren ve bu durum nedeniyle, kişinin isteyebileceği en üst mükâfat olan, cenneti bile elinin tersiyle itebilen bir fikri zemin. Mazlumu, komşuyu, akrabayı gözetmeyi asli bir vazife olarak gören/gösteren bir medeniyet. Evet, bu toplum çok şeyini kaybetti, bu toplum vicdanını,”Anadolu İnsanı”nı kaybetti. Yeniden ihya etmek ve yaşatmak ümidiyle.

(Sallar İçinde’nin linkini vermek için araştırdım ama internette paylaşılmamış. Albüme ulaşır veya internette paylaşılırsa dinlemenizi tavsiye ederim.)

Not: Hem şiir günleri, hem “Gül Kokusu Var” albümünün hazırlanması sürecinde ciddi bir emek sarf eden Yaşar Sağlam Hocamı (emeği geçen diğer kişilerle birlikte) gönülden kutluyorum.

NOT: Toplum hafızasında yer edebilme noktasında ayırt edici tavrın, bunu “amaç olarak görüp görmemekle” ilgili olduğu kanaatindeyim. Soğuk fotoğraflarda yer edinmekle toplum hafızasında yer edinmek arasında küçük(!) bir fark var.

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları

Ersin Bey, doğru söylüyorsunuz. Katkılarınız için teşekkür ederim. Elbette görüşleriniz değerli ve imkanlar ölçüsünde önümüzdeki etkinliklerimizde yer bulacak. Saygılar.. ( 31-07-2015 / 17:51:30 )

Raif Öztürk

Teşekkür ederim Raif Hocam, Mehmet müdürüm. Tavsiye değil ama bir kaç kanaatimi paylaşayım:
1-Bu tür etkinliklerde en dikkat çeken nokta, "sunum"dur. sonuçta oraya dinleyici olarak gelenler büyük sanat eleştirmenleri değil bu nedenle şiirlerin kalitesi daha ikinci planda, dinleyicide bir kanaat oluşturacak en önemli unsur, sunumun nasıl gerçekleştiği, yani malzemenin nasıl pazarlandığıdır. Bu noktada biraz daha profesyonelliğe kapı açmak lazım.
2- Etkinliği planlarken bir tema üzeriden hareket etmenin de katkısı olabilir.(Örneğin, "bu yıl kardeşlik temalı şiirler...vs") Bu uygulama, hem dinleyiciye eserler arası bir karşılaştırma imkanı sunar, hem de o konuya dair bir farkındalık oluşumunu sağlar. Belki de temaya uygun bir dekor hazırlanarak sunum daha çekici hale getirilebilir. Tema belirlemenin bir katkısı da, etkinliğin siyasallaşması yönündeki girişimleri kısıtlaması şeklinde olacaktır. ( 31-07-2015 / 09:24:31 )

Ersin Acar

Sevgili Ersin, bu güzel değerlendirmen için teşekkürler. Tavsiyelerinizi de öğrenmek isterim. İnşallah desteklerinizle daha güzel şiir günlerini gerçekleştiririz. ( 30-07-2015 / 20:19:54 )

Raif Öztürk

Emek harcayarak nesillere eser bırakan sanatçılarımıza tüm yalınlığı ile yazdığın bu güzel yazından dolayı seni kutlar gözlerinden öperim. ( 30-07-2015 / 19:45:03 )

Mehmet Öztürk
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları