Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
BAHÇEVAN
Köşe Yazısı Tarihi : 24-10-2015       
Ersin Acar


( Konuk Yazar )

BAHÇEVAN

İşin kolayına kaçarak, ajandamdaki notları dersiz topsuz, gelişigüzel paylaşmak durumundayım:

  1. “Sosyal medyada paylaşılan, şehit yakınlarına, evlatlarının şehit düştüğü haberi verilirken ki yaşadığı acıya dair birkaç videoyu izleyince ve şehit eşi ve evlatlarının gözlerindeki o ‘son bakışı’ görünce, söylenen her sözün mana ve değerini yitirdiğini fark ediyor insan. Ama biz, dışarıdan bakanlar tam manasıyla bu acıyı anlayamadığımızdan olsa gerek böyle durumlarda bir aforizma yarışına giriyoruz. En afili aforizmayı yazan ve paylaşanın (Ve en büyük bayrağı asanın) daha vatansever olduğunu sanıyoruz. Sadece yürüyoruz ardından, şehitlerin, ölmez diye bağırarak. Doğru şehitler ölmez ama ‘baba, evlat, eş, kardeş’ ölür. Biz ‘şehit’ diyerek kavramsallaştırsak da onlar birileri için baba, evlat, eş ve kardeş. Şehitler ölmez ama babalar ölür, evlatlar ölür…

Dinar bu acıyı daha derin yaşadı. Benim de öğrencim olan dünyalar tatlısı ve iyisi Begüm kızımızın babası Alper TAŞBAŞ şehit edildi. O zaman bende; ‘Kahpesin hakkari, havanla suyunla taşınla toprağınla kahpesin. Yetim koydun ya Begüm kızımı senin gibi memleket yerin dibine girsin....’ dedim.”

  1. “Bir çocuğun ölürken yanında ailesinin olması/olmaması –bence- kaderin en önemli kalemlerinden biridir. Annesine/babasına sarılarak ölmek bile bir lütfudur kaderin. Suriyeli Alyan’ı düşünün. Teknenin alabora olduğu ve suyun yüzüne, ağzına, burnuna çarpmaya başladığı anı düşünün. O yaşta bir bebek bu sahneyi, belki de, sadece banyo sırasında ve annesinin oyun olsun diye yaptığı hareketlerde yaşamıştır. Tekrar düşünün, teknenin batıştan sonrasını, ne hissetmiş olabilir?

  2. Anne, suyu oyun olsun diye mi çarpıyorsun yüzüme?

  3. < >

    Anne, canım acıyor lütfen yapma.

  4. < >

    Anne, canım acıyor.

  5. < >< >

    “İlk olarak ben söyleyemediğim için üzüntü duyduğum, kendimi suçlu hissettiğim sözler vardır benim. Mesela;

‘Eğer hayvanların dini olsaydı, şüphesiz, şeytanı insan şeklinde hayal ederlerdi.’ “

  1. “Buhran dönemlerinde, devletin çeşitli kurul ve kurallarla bağlı eli kolu, adaleti sağlamada yetersiz kaldığında herkesin gönlünde, adaleti sağlayacak bir İnce Memed özlemi yatar.”

     

  2. “Tarık Buğranın Küçük Ağasını okumadan Kurtuluş Savaşı/Milli Mücadele dönemine dair ahkâm kesmek münasebetsizlik sayılmalı. ‘Hain’liği bol kepçe dağıtan bir millet olarak, en çok hain yarattığımız bu dönemin ruhunu özümsemek çok önemli. Bunun için Küçük Ağa iyi bir başlangıç olabilir. Bir alıntı yapayım meramım anlaşılsın;

‘ Kurtuluş ümidi, 6 asırlık yaşama geleneğinin karşısında idi. Hiçbir milletin tarihi bu kadar trajik bir çelişme görmemiştir. Bu çelişmede doğru yolu seçmek bir fazilet işi olmaktan çıkıyor, herkesten beklenemeyecek bir görüş üstünlüğü gerektiriyordu. Buna karşılık yanılanları suçlandıramazdınız; zira menekşe, rengi mor olduğu için ne kadar suçlu ise, bu insanlar da yanılmaları yüzünden ancak o kadar suçlu idiler.’”

  1. “Alev Alatlı bu toprakların yetiştirdiği, bu topraklara ait bir entelektüel. Orada Kimse Var mı diye sorarken, ‘Türkiye bugün okumazsa yarın mutlaka okuyacaktır.’ diyor, herkesin bugün okumasını dilerim. Ne diyor Alatlı;

‘Evet, eşitliğe değil, kardeşliğe inanıyorum. Eşitlik fiilen mümkün olmayan bir kandırmacadır.  İnsanlar kardeştirler ama eşit değil. Küçük kardeşiyle boks yapmaya kalkan ağabeyi düşünsene. Bazen, bu eşitlik denen şeyin, güçlülerin güçlü olma sorumluluklarını sırtından atmak için uydurdukları bir kavram olduğunu düşünüyorum.’

‘Ölümü ertelemenin tek yolunun öldürme becerisi geliştirmek olduğu bir coğrafya.’

‘Elbette, mutlak yok ki, mutlak doğru olsun. O yüzden diyorum ya, hiçbir ideoloji bir insanın bir damla gözyaşına değmez diye. Bence tek bir kural olmalı. Tek kural, tek ilke; En az acıtan neyse onu uygula’

‘İslamiyet’in insanoğluna yüklediği sorumluluğun ima ettiği liyakat müthiş bir şeydir. Rönesans hümanizması falan bunun yanında çocuk oyuncağı kalır. Âlemlerin Rabbi, Âdem’in yaratıcısı, insanoğlunu kendisine vekil tayin ediyor. Kendi adına hareket etme yetkisi veriyor. Batı insanı kendisini böyle bir iltifata asla layık görmedi. Ezikliğinden kurtulamadı.’”

  1. “Olmadı Sinyor, çok sözümüz vardı boğazımızda düğümlendi kaldı. Biz razıydık oysa, siz sefasını sürerken cefasına ortak olmaya….”

     

  2. “Araştırmacı gazetecilik diye bir şey vardı, şükür ki bunu devam ettirenler var. ‘Şimdi ve Burada’ programı bunun kusursuz bir örneğini sunuyor bize. İyi ki varsınız.”

     

  3. “ Son sözü söyleme münasebetsizliğini yapacak değilim. Buyur Baba;

     

    https://www.youtube.com/watch?v=iW5XLG017wk

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları