Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
SEVMENİN ZAMANI YOK
Köşe Yazısı Tarihi : 22-11-2015       
Ersin Acar


( Konuk Yazar )

SEVMENİN ZAMANI YOK

Klişe bir sahnedir ama hayat, bazen, gerçekten klişeler üzerine kuruluysa insanlar ne yapsın. Orhan Gencebay’ın Cevap Ver şarkısındaki bir sahneden bahsediyorum. Üstü başı perişan, belli ki toplumun alt sınıfına mensup; evinde, okulunda velhasıl bütün hayatında birçok sorun yaşadığı belli 8-10 yaşlarında bir çocuk, bir araç lastiğini yuvarlayarak kendisi de peşinden koşarak gitmektedir. Bir süre sonra kadraja lüks bir araç ve aracın içinde maddi anlamda hiçbir sorununun olmadığı, paranın satın alabileceği her şeye sahip olduğu belli olan aynı yaşlarda bir çocuk girer. Yalnız çocuğun gözü lastiği yuvarlayan çocuktadır. İmrenebileceği hiçbir özelliği veya imkânı olmadığını düşündüğünüz o çocuğa niye öyle baktığına –ilk anda- anlam veremezsiniz. Ancak bir süre sonra aracın bagajından bir engelli sandalyesi çıkıp, çocuğun da kucakla o sandalyeye konduğunu görünce imrendiği şeyin parayla satın alınabilecek bir şey olmadığını anlarsınız. O anda asgari özellik/yetenek/donanımdan yoksun bir insanın lüks unsurlarla donatılmasının nasıl bir zulüm olduğu yankılanır beyninizde. Dünyayı satın alma gücü varken insanın, “kendi başına atılmış bir adım”ı satın alamamasını çaresizliği karşısında, baba sorar; “Zengin olan daha mutlu mudur ki?”

Konu “çocuk” olunca kendimi şu kıssadaki kahramana yakın hissediyorum:

“Bir gün bir dilenci, hali vakti yerinde ve oraların yabancısı olduğu belli olan bir adama yaklaşır;

‘Beyim, çocuğum çok hasta, ölecek. Allah rızası için yardım edin.’ Adam çıkarır para kesesinin tamamını verir. Keseyi alan kadın hızla uzaklaşır. Bir süre sonra bölgenin esnafı, eşrafı toplanır;

‘Yahu sen ne yaptın, o kadın yalan söylüyor’ diyerek, adama kandırıldığını söyleyince, parayı veren adam:

‘Gerçekten mi? Yani ölecek bir çocuk yok mu? Çok şükür.’ diye karşılık verir. Bir an bile, bütün parasından bir yalan uğruna olduğunu düşünmeksizin aklına gelen ilk şey, ölüme mahkûm bir çocuğun olmadığıdır.

Rabbim, evlatlarımızı vicdanlı kıl ve vicdanlı insanlarla karşılaştır. İnsanlık değerlendirmesinin temel ölçütü vicdandır. Ne ideoloji, ne inanç, ne ırk, ne maddiyat. Bunların tamamı birer araçtır ve insanı vicdanlı kılmaya yarıyorsa kıymetlidir ama temel ölçüt vicdandır. Dünyanın, vicdanlı insanların egemen olduğu bir gezegen olduğunu düşünün bir an. Eğer dünya vicdanlı insanların egemen olduğu bir yer olsaydı, kesinlikle, sahiller çocuk cesetleriyle dolmazdı. Suriyeli Alyan sahile vurduğunda (ki bu sahile vurmak tabirini de kullanmak yanlış aslında) onun çağında çocuğum vardı benim ve;

“Gör ki unutma ey nefsim, ana kucağında olması gereken bir çocuğun cesedi sahile vurdu bugün.” diye geçti içimden. O gün, benim çocuğum beğenmediği yemek, beğenmediği kıyafet, beğenmediği oyuncak için ağlarken; Alyan bulamadığı yemek, bulamadığı kıyafet, bulamadığı oyuncak için ölüyordu. Vicdanlı bir insan nasıl unutur bu gerçeği? Hiç mi sormaz kendine, Alyan’ın acaba hayatı boyunca kaç defa çocuk parkında oynayabildiğini veya kaç defa bir market reyonundan bir çikolata seçebildiğini. Annesinin kucağında ölmek bile çok görülen çocuklar varken bu dünyada, sessiz kalmanın zulme ortaklık ve dilsiz şeytanlık olduğunu, vicdanlı her insanın kalbinin Filistin’de Suriye’de(ayrım yapmaksızın zulmün olduğu her yerde) atması gerektiğini, -kabaca- Doğu-Batı diye ayrımı yapılan toplumların çocuklarının birbirine üstünlüğü olmadığını –gerektiğinde zalimin yüzüne- haykıracak, “Beni kötülerin zulmü değil, iyilerin sessizliği korkutuyor” diyebilecek insanlara ne çok ihtiyacımız var.

NOT 1: Sen söyle üstat, sevmenin zamanı mı var? https://www.youtube.com/watch?v=bV2k1_ETSVs

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları