Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
YALPALAMAK 2
Köşe Yazısı Tarihi : 13-01-2016       
Ersin Acar


( Konuk Yazar )

YALPALAMAK 2

                Adetim olduğu üzere, önce bir yazı kaleme alıyor ardından o yazıya dair (acelecilikten) unutulanlar, (muhtelif sebeplerden) yanlış anlaşılanlar ve tepkilerin düşündürdüklerini kapsayan bir devam yazısı daha yazmak zorunda kalıyorum. Neden yazıyorum, çünkü bir kaygı taşıyorum içimde, bu kaygının dinamik tuttuğu iç muhasebe mekanizmam rahat bırakmıyor. Cümlelerin baskısını hissediyor ve yazıyorum .(Burada Viva La Muarte’den bir alıntı yapıp net bir şekilde özetleyebilirdim ama görgüsüzlük gibi olacak) Camiasal vicdan, Salı pazarında sokak köpeklerinin bile yüzüne bakmadığı bir meta haline gelmişken hiç kimsenin başını huzurla yastığa koyma ve başka hesaplar peşinde koşma hakkı (lüksü) olamaz diye düşünüyorum.

                Bu nedenle, bir yerden başlamak gerekiyor ve soru sorarak başlayabiliriz mesela. Problemin kökenini anlamaya dair ne çok soru var kendimize sormamız gereken. Sahiden, Kafka’nın meşhur romanındaki gibi bir sabah uyandığımızda mı böceğe dönüştük yoksa Hobbes’un dediği gibi insan, özünde, insanın kurdu mu? Özümüzde iyilik mi egemen kötülük mü? Ya da Marksist teoriye mi bel bağlayalım? İstersek, davranışlarımızı Marksist ekolün bakış açısıyla temellendirebiliriz. Sınıfsal bir çıkış noktasıyla toplumdaki çelişki ve –buna bağlı- çatışmanın (toplumsal diyalektik) baki olduğunu, -hatta- toplumsal ilerlemenin bu çatışmadan kaynaklandığını iddia edebiliriz. Ama bu çatışma sürecine dair kuramsal öngörü, “ezen tarafın galibiyeti, -bu galibiyetin yarattığı hoşnutsuzluktan kaynaklanan- ezilen tarafın devrimsel zaferi.” şeklindedir. Peki, bizim istediğimiz bu mu? Bu çatışma sürecinde kullandığımız çatışma dilinin kırıp döktüklerini, tebessümü sadaka kabul eden bir medeniyetin coğrafyasında gerçekleşecek, hangi devrim onarabilir? Ya da sonuçlarını öngöremediğimiz bir gidişatın piyonu olmaktan bizi kim kurtarabilir?

Oysa boyumdan büyük ideallerim var benim, bu hayallerin işime ve şahsıma dair gerektirdiği tavır ve tutumların yarattığı sorumluluğun cümleleri bunlar. İbn-i Haldun’u, Biruni’yi yetiştirmiş; Endülüs’e uzanıp Vandülüs’ü Endülüs haline getirmiş yani o coğrafya ’ya medeniyet aşısı yapmış “İnsan –hatta canlı- odaklı Doğu Medeniyeti”nin yeniden ihya olmasını diliyorum. (Şu an ki İspanya’nın 8-15. yüzyıllar arasında İslam egemenliğindeyken ki adıdır, Endülüs. Bu ismin daha önceden bu coğrafya da egemen olan Vandallardan geldiği ve Vandalların ülkesi anlamındaki Vandülüs’ten Endülüs’e dönüştüğü söyleniyor. Vandalların medeniyet düşmanlığı dünyanın malumudur. Medeniyet düşmanı Vandalüs’ten, medeniyet timsali Endülüs’e…)

O nedenle kimsenin başını yastığa gamsız koymaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü herkesin bir sorumluluğu var, bize düşen de eğitimi ihya etmek ve ben bunun, bu dönemde/bizim dönemimizde gerçekleşmesini umuyorum. Geçici bir süre işgal ettiğimiz koltuklarda, ardımızda bıraktığımız iyiliklerle anılalım, “O dönemde saygı vardı, dürüstlük vardı, dayanışma vardı; yalpalama yoktu, yalpalayana pirim yoktu, kaypaklık yoktu, kaypaklar adamdan sayılmazdı, allem kullem yoktu; o jenerasyon ile eğitim ihya oldu.” denilsin istiyorum. Nicel anlamda olduğu kadar nitel anlamda da zirveye bu dönemde çıkılsın; insana, vicdana, davranışa yatırım yapılsın ve değerlendirmenin bir kalemi de bu olsun; standart sorgu metinleri bir kenara bırakılsın ve yaşamın içinden yeni maddeler yazılsın istiyorum.

“Allah kendin gibiler ile karşılaştırsın, kendin gibilerin eline düşürsün” dendiğinde bunu bir beddua olarak değil dua olarak görebilecek ve gönülden bir “Amin” diyebilecek nesillerin yetişmesi için kafa yoralım istiyorum. Bir de, bir zamanlar –yanılmıyorsam- Can Dündar’a bir TV kanalında ana haber bültenini sunması yönünde bir teklif gittiğinde; “-o saatlerde gerçekleşen- Çocuklarımın banyo saatini kaçırmak istemiyorum.” diyerek teklifi geri çevirmişti. Şahsen bende çocuğumla geçirebileceğim vakti bu iş için harcıyorsam, çocuğumun da gurur duyacağı bir iş yapmalıyım diyorum.

NOT: Ne diyorduk üstat;

Daha güzel, daha mutlu, daha adil

Sevgi dolu bir dünya için, barış için insanlık için

https://www.youtube.com/watch?v=KWed4k1vSFI

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları