Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
YÜZBİN KİŞİLİK UYKU TULUMU
Köşe Yazısı Tarihi : 30-03-2016       
Ersin Acar


( Konuk Yazar )

YÜZBİN KİŞİLİK UYKU TULUMU

Geçtiğimiz Pazar günü Pakistan’da, insanın ne kadar vahşileşebileceğini kanıtlayan bir olay yaşandı. Bir lunaparkta gerçekleşen bombalı saldırıda Hıristiyan çocuklar hedef alındı. Hangi düşünceyle, hangi gerekçe ile böyle bir saldırı yapıldı bilmiyorum ama insanlığın var olduğu andan bu güne kadar yaşanmış hiçbir olay, böyle bir saldırıyı meşrulaştıracak bir gerekçe olarak kabul edilemez. –Eğer o mantıkla yapılıyorsa- Yıllardır Hıristiyan Batı Müslüman Doğuyu ezmiş, sömürmüş, katliama uğratmış olsa da karşılığı bu olamaz.

Böyle aşağılık bir faaliyeti gerçekleştirenleri Allah’a havale etmekten başka elimizden bir şey gelmiyor. İnşallah bu son olur ve bir daha böylesi bir olay yaşanmaz.

Ben, o saldırı ile ilintili ama ondan farklı bir konudan bahsetmek istiyorum. Saldırının yaşandığı pazar günü televizyon kanallarını gezerken bir spor programının başlangıcında sunucunun “Hepimizi yasa boğan bir haberle başlıyoruz” anonsunu duyunca Pakistan’daki patlamayı kastettiğini düşünerek dinlemeye başladım. Ama sunucu konuşmasını “Yıllardır ……….kulübünün altyapısını çalıştıran………..hayata gözlerini yumdu” diye sürdürünce ne düşüneceğimi şaşırdım. Gülmeli miydi halimize, ağlamalı mıydı? Onlarca insan ölmüş, önemli bir kısmı da çocuk, ama biz eceliyle ölmüş bir insan için yasa boğuluyoruz öyle mi? Spor, ne zamandan beri bizim hayatımızda bu kadar hayatiyet arz eden bir alan haline geldi? Bu soruların cevabını bilmiyorum ben ve anlam da veremiyorum birçok şeye.    

Eskiden beri spora, sanata (tamamına değil ama en azından bir kısmına) gereğinden fazla değer biçildiği kanaatini taşırım. Yani bir kişinin iyi şut çekiyor, iyi çalım atıyor diye veya çizgilerle istediğini, istediği şekilde yansıtabiliyor, renklendirmeyi iyi yapıyor diye milyonlarca dolarlık bonservis ücreti alması veya milyonlarca dolara tablolar satabilmesini anlamsız bulurum. Bunu hak ediyorlar mı gerçekten? Şuradan pay biçelim, dünyanın en pahalı üç futbolcusunun kazandığı para ile Afrika’da binlerce çocuğun açlıktan ölümü birkaç yıl ertelenebilir. Aynı şeyi, meşhur birkaç tablonun satış bedeli ile de gerçekleştirmek mümkün. Terazinin bir kefesine birkaç tablo ve birkaç golü diğer kefesine de açlıktan ölen binlerce çocuğu koyuyorum, ne aklım ne vicdanım kabul ediyor bu durumu. Her faaliyete insanlığa katkısı açısından yaklaşılmalı ve bunun nispetinde bir değer biçilmeli diye düşünüyorum. Yaradanın kullarına, farklı nitelik ve düzeylerde dağıttığı bu tür yeteneklerin, kapitalist dünya düzeninde uçurumla ifade edilebilecek kıymet ve değer adaletsizliğine neden olmasını kabul edemiyorum.

Bu bir yetenek düşmanlığı değil, tabi ki insanlar bu yeteneklerinden kazanç sağlayabilmeli ama ederi bu kadar değil bence. Bu faaliyetler, kişinin mevcut işine ek, hobi olarak ilgilenebileceği ve bu nispette değer biçilen faaliyetler haline gelmeli.

Bu noktada şöyle bir itiraz gelebilir belki, bahse konu faaliyetler büyük birer “Pazar” haline gelmiş ve bu pazardan birçok insan ekmeğini kazanıyor, dolayısıyla bu pazarın devamlılığını sağlamak gerekir. O zaman, silah pazarının devamlılığı için savaşlara, uyuşturucu pazarının devamlılığı için de insanların zehirlenmesine göz mü yummalıyız? Yani bazı insanların daha iyi yaşayabilmesi için bazılarının ölmesi mi gerekiyor? “Pazar” meşrulaştırıcı, yeterli bir gerekçe midir? Bu kabul edilebilir bir durum değil bence. Ayrıca illa Pazar ortadan kalkacak diye bir durum yok, bir tabloya bir sporcuya milyonlarca dolar ödeyebilen mevcut sermaye insanlığa hizmet eden başka pazarların yaratılması ve yaşatılmasında da pekâlâ kullanılabilir. Milyon dolarlık statlar, kapalı spor salonları, arenalar için harcanan sermayenin “insani” yatırımlara aktarıldığını düşünsenize.

Sosyolojik açıdan da ayrı bir vakadır sportif faaliyetler. Rivayet odur ki İspanyol kralı Franko “Bana yüz bin kişilik bir uyku tulumu inşa edin” diyerek Barnebau stadının yapımına önayak olmuştur. Buradan hareketle “İnsanların sadece futbol ile uyutulduğunu” iddia edecek değilim. Çünkü biliyorum ki futbol izleyenler uyuyor da izlemeyenler vatan müdafaa ediyor gibi bir durum söz konusu değil. Uyuyan her türlü uyuyor, uyanık her türlü uyanık. Ama bu tür örneklerin tamamını bir araya getirdiğimizde, insanın asıl amacından bu şekilde uzaklaştırıldığını görebiliyoruz. Hayatiyet arz eden vakalarda bile bir araya gelemeyen on binlerce insan, doksan dakikalık bir futbol karşılaşmasını izlemek için, çoğu zaman büyük bedeller ödeyerek, bir statta toplanabiliyor. Benzer bir şekilde, sadece aynı renklere gönül verdiği için omuz omuza veren insanların, farklı renkleri taşıyan birini öldürebilecek kadar gözleri dönebiliyor. Ya da sadece takımının lisansını taşıyor diye aynı ürüne iki katı ücret ödeyebilecek türden travmatik davranışlar sergileyebiliyor.

Evet, böyle bir dünya var; ama açlıktan ölen insanlar da var bu dünyada.

Ve bir de Cenap Şehabetin var; Karnı açlardan ziyade kalbi açlara acırım.

Not: Ve birde üstat;

https://www.youtube.com/watch?v=uf8d48BF-OQ

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları