Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
DİNİ BAYRAMLAR VE DİNAR HALKI
Köşe Yazısı Tarihi : 22-02-2017       
Raif Öztürk


( Menderesin Kaynağından )

DİNİ BAYRAMLAR VE DİNAR HALKI

 

Dini ve milli bayramların Dinar’ın sosyal yaşamında hep önemli yeri olmuştur. Bu bayramlar eskiden beri Dinar halkının yaşlı, genç her ferdi tarafından coşku ile kutlanılmıştır. Dini bayramlarımız olan Ramazan ve Kurban bayramları gelmeden önce bir hazırlık dönemi olur. Kurban bayramında kurban edilecek kurbanlığı beslemek, ya da kurbanlık almak görevi erkeklerin görevidir. Bunun dışında bayram hazırlıklarının bütün yükü kadınların omuzlarında olurdu.

Üç aylar girince başlayan ve Ramazan boyunca devam eden hazırlıklar, hısım, akraba, konu komşuların iftar sofralarında buluşması ile devam eder. İftar hazırlığı öğleden sonra başlar, herkes kendi imkânına göre iftar hazırlığı yapardı. İftar sofrasında en çok aranan soğuk suydu. Buzdolabının henüz hayatımıza girmediği o günlerde soğuk su ihtiyacı karcılardan alınan karlarla karşılanırdı.[1]

Sahura mutlaka çocuklarda kaldırılırdı. Ayrıca teravih namazı Ramazan ayının çok özel uhrevi zenginliğidir. Bazı evlerde hocalar tutulur, bir ay boyunca konu komşu birlikte teravih nazmı kılınır ve ibadet edilirdi. Eskiden teravih namazından sonra, erkekler genelde kahveye gider; kahveye gidenlerden bazıları savura kadar sohbet ederken, bir kısmı da arkadaşlarıyla tombala oynamayı tercih ederdi. Bunu şair ve yazar Nedret Gürcan şöyle anlatıyor. “Yaz günlerine rastlayan ramazan gecelerini sabırsızlıkla beklerdik. Teravi namazından sonra çarşı kahvelerinde tombala çekilirdi. Gür sesli biri adeta yiyecek gibi ağzını mikrofona yapıştırır, torbadan çıkardığı numaraları okurdu. Cazırtılı hoparlör yüzünden numaralar anlaşılmaz, herkes yanındakine “kaç dedi, yavu?” diye sorardı. Birinci çinkoyu yapana kızılmazdı da tek numaraya kalıp bekleyenler tombala yapana kızarlardı. Çekiliş armağanları kahvenin önünde iplere asılarak “teşhir” edilirdi. Tombala yapanlara elbiselik kumaşlar, tabak, tencere, gaz ocağı, hatta bir ufak altın verilirdi. Biz çocuklar ise, babalarımız izin vermese de annemizin gönlünü yapar, evin yakınındaki kahvenin içindeki berber odasında çekilişe katılırdık.”[2] 

Bayramlar yaklaşırken Dinar’da ev kadınlarını önce evlerin genel temizliği, sonra da tatlıların yapılması heyecanı ve telaşı sarardı. Bayrama haftalar kala başlardı temizlikler, halı ve  kilimler  yıkanır, evin bölümleri badana yapılır, evin tabanı tahta olanlar silinir, cilalanırdı. Sonra sıra tatlı yapmaya gelirdi. Dinar, başta baklava, sarıburma ve kadayıf tatlısıyla oldukça zengin bir bayram mutfağına sahipti. Her ev bayram arifesinde imkânına göre tatlısını yapar ve tepsiler fırına gönderilirdi. Fırından gelen tatlıların matları (şerbet) döküldükten sonra, misafirlere ikram edilmek üzere bir köşeye konurdu.

Sonra ailenin yerine getirmesi gereken bir başka şey de bayramlık giyim ve kuşamın alınmasıydı. Her ailenin imkânına göre, başta çocuklar olmak üzere aile fertlerine bayramlık giyecek ve ayakkabı alması bir gelenekti. O yıllarda hazır elbiseler pek olmadığı için kumaş alınarak terziye takım elbise diktirilirdi. Bu da çok masraflı olduğundan maddi durumu iyi olmayanlar aldıkları elbiseyi birkaç bayram, hatta yıllarca giyerlerdi. Maddi durumu çok kötü olanlar, elbiselerinin eskiyen kısımlarını yamatır veya süvarilik yaptırarak giyerlerdi. Böyle olmakla birlikte, her aile her bayram çocuklara mutlaka yeni bir giyecek almaya ve onları sevindirmeye özen gösterirlerdi. Hatta anne ve babalar kendilerine alamadıkları bayramlıkları çocuklarına almak için tanıdıklarından borç bile alırlardı.[3]

Eski bayramlar sohbetlerin yapıldığı günler demekti. Dinar’da arife günü Tekke tepesinden ikindi namazından sonra üç defa atılan ramazan topu ile bayramın müjdesi verilirdi. En çok iş yapan esnaf, ayakkabı boyacılarıydı. Yenisini alamayanlar boyacıda tek sıra olurlardı. Berberler sabahlara kadar tıraş ederler, hamamlar müşteri kaynardı. Bayramlar da eski cumhuriyet meydanı, Dinarlının deyimiyle “miskinler parkı ”çocukların bayram yeri olarak dolar taşardı. Kimler yoktu bu meydanda  bayram yeri ile istasyon arasında gidip gelen süslü arabalar, paytonlar, baloncular, kader kısmet çekenler, macuncular, mantar patlatanlar, oyuncak satanlar… Topladıkları bayram harçlıklarını burada kısa zamanda bitiren bazı çocuklar, para alabileceği ve daha önce gitmediği evlerin kapılarını çalarlardı. Çocukluktan gençliğe doğru adım atanlar ise Ulu Cami’nin batı kısmında “halk evinin arkası” tabir edilen boş alanda başta futbol ve voleybol olmak üzere çeşitli oyunlar oynarlardı.  İlçenin tüm çocukları ve gençleri bu iki alanda bayram bitinceye kadar neşe ve sevinç içerisinde alanı boş bırakmazlardı.[4]

Dinar’da eskiden bayramlar, bayram tadında kutlanırdı. Bayram namazı için çor çocuk erkenden kalkardı. Çocuklarda bayram heyecanı herkesten daha fazla olurdu. Bu heyecanla büyüklerinin yanına düşer bayram namazına giderlerdi. Bayram namazından sonra her ailenin fertleri bir araya gelir, aile içinde bayramlaşma gerçekleştirilirdi. Sonra topluca kahvaltı yapmak gelenektendi.

Dinar yöresinde bayram yapmak, eş dost ziyareti ile anlam kazanır. Önce küçükler büyüklerin bayramını kutlamak için giderler. Bu Dinar’ın değişmez bayram adetlerindendir. Bayramlaşma komşudan başlayarak, hısım, akraba, eş, dost tüm yakınların ziyaret edilmesiyle devam eder. Karşılıklı ziyaretlerde tatlı, mevsimine göre meyve ikram etmek adettendi. Kurban bayramlarında tadımlık da olsa kavurma ikramları yapanlar da olurdu.

 Sonra büyüklerin karşı ziyaretleriyle akrabalık, dostluk, arkadaşlık, komşuluk hakkı hukuku pekiştirilirdi. Sosyal dayanışma bir muştu, bir eğlence içinde devam ederdi.  Aileler, büyükleri ziyarete gelenlere nasıl tatlı ikramını unutmazlarsa, ev ev bayram ziyareti gerçekleştiren çocukları da unutmazlardı. Çocuklara bayramlık şekerleri ikram etmek ve ellerine bayram harçlığı sıkıştırmak önemli bir gelenekti.

 Eskiler “bayram, çocukların. Onları sevindirmek en büyük bayramdır,” anlayışı ile çocuklara özel itina gösterirlerdi. Çocuklar bayram arifesinde alınan bayramlıklarıyla yatarlar ve sabaha bayramlıklarını giyme heves ve heyecanıyla erken uyanırlardı.

Dini bayramlarda çocukları sevindirmek kadar önemli olan bir başka şeyde, fakir, fukaranın, yoksulların, yardıma muhtaç olanların sevindirilmesiydi. Dinar’ın ağaları, beyleri ve efendileri özellikle bayramlarda düşkünlerin elinden tutar ve onların da bir nebze bayramı bayram tadında kutlamalarına katkı sağlarlardı.

Çocuklar için asıl bayram, büyüklerinin ellerini öptükten ve konu komşu ziyaretini gerçekleştirdikten sonra başlardı. Dinar’da çok eskiden beri çocuklar ve gençler için çeşitli bayram eğlenceleri olurdu. Koca akçakavaklar ve karaağaçlara kurulan salıncaklarda sallanmak, gıncıraklara binmek, topaç çevirmek, bisiklete binmek; 1950’li yıllarından sonra sinemaya gitmek, cumhuriyet meydanında açılan sergilerden alınan mantarları patlatmak, langır oynamak çocukların vazgeçemedikleri eğlencelerdir. Çocuklar bayram harçlıklarıyla bol bol eğlenir, çocuk olmanın tadını çıkarırdı.

Saygılarımla… 22.2.2017

 

Raif ÖZTÜRK

 

[1] Ahmet Hamdi Şengür (1935)-Canlı kaynak.

[2]  Yaşanmış Taşra Öyküleri( Benim Sevgili Taşram II) Dünya Kitapları,2005, Nedret Gürcan, s.155.s

[3] Lozan Sarıoğlu(1935)- Canlı kaynak (Dinar’da Eski Bayramlar)

[4] Lozan Sarıoğlu (1935)-Canlı kaynak (Dinar’da Eski bayramlar)

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları