Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
Şiir ve türkü (*)
Köşe Yazısı Tarihi : 04-11-2017       
Yaşar Sağlam (Yönetici)
info@dinarhaberleri.com

( YORUM )

Şiir ve türkü:

Değerli misafirler, Dinar Yazarlar,Şairler ve Kültür Derneği olarak bugün “Suçıkan Şiir Günleri “ proğramının dördüncüsünü yapıyoruz.

Proğramımıza katılarak bizleri onurlandıran Eşyoder Eskişehir şairler,yazarlar ozanlar derneği başkanı sayın Ertuğrul Şakar’a ve dernek yöneticileri şair ve ozan dostlarımıza, davetimize icabet eden değerli Ozanlarımız, Ozan Nihat Sönmez ve Ozan Selahattin Kazanoğlu’na ve tabii ki bizleri her zaman destekleyerek proğramlarımıza katılan siz değerli hemşehrilerime ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Hoşgeldiniz sayın misafirlerimiz.

Değerli misafirlerimiz, şiir nedir sorusunun çok farklı tanımları olmasına rağmen benim bu konuda en çok değer verdiğim iki tanımı sizlerle paylaşacağım.

Yahya Kemal Beyatlı’ya göre şiir; 

 “Şiir kalpten geçen bir hadisenin lisan hâlinde tecelli edişi; hissin birdenbire lisan oluşu ve lisan halinde kalışıdır.”

İkinci tanım ise Ahmet Haşim’e ait;

“Şiir bir hikâye değil, sessiz bir şarkıdır.”

Şiiri beklide daha iyi anlamanın yolu şiirle diğer türlerin arasındaki farkları anlamaktan geçer..

Şiiri diğer türlerden ayıran en önemli fark, gerçeği zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen, hayal, hülyalarla anlatması ve her okuyanda farklı bir etki, izlenim, çağrışım yaratmasıdır.

Bu konuda güzel bir örneği Cahit Sıtkıdan aktaralım;

“Güneş batıyor” cümlesi, duyan her kişi tarafından aynı şekilde algılanırken “Gün çingeneler gibi göçebeydi ufukta” (Cahit Sıtkı Tarancı) dizesinin her duyanda farklı bir etki yaratması, şiirin gücünü ve farkını gösterir.

Başka bir görüşünde de:

“Şiir, nesirden bambaşka bir niteliktedir; musikiden başka türlü bir musikidir. Şiirde nefes ve ses iki temel öğedir. Dize, ister hafif perdeden olsun, ister gür olsun, kulağı bir ses gibi doldurmazsa halis şiir değildir.”

 Şiir olmasaydı musiki olur muydu? Sorusu bizi şiir musiki ilişkisini götürür. Veya şöyle de diyebiliriz türküler şiirin nağmelere dökülmüş hali değil midir?

Mesela Mihriban şiiri olmasaydı, yani Abdurrahim Karakoç bu şiiri yazmasaydı Mihriban türküsü olur muydu? Tersten söylersek değerli usta Musa Eroğlu bu şiiri türkü olarak bizlere sunmasaydı bu şiir bu kadar meşhur ve tanınır olur muydu?

Bu düşünceden hareketle bizler şiir günlerinde şairlerle ozanların bir araya gelmesini önemsedik.

Bu birlikteliğin Dinar ölçeğinde sonuçlarını da aldık. Derneğimiz üyesi Ozan Kul Mercan dernek üyesi şairlerimize ait çok sayıda şiiri türkü formunda besteledi ve okumaktadır.

Asıl olanın gök kubbede hoş bir seda bırakmak olduğuna inanan şairlerimize ve ozanlarımıza sağlıklı uzun ömürler diliyorum. Daha nice şiir günlerinde beraber olmak temennisiyle hepinize teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.

(*) Bu konuşma 3 Kasım 2017 Cuma günü "Suçıkan Şiir Günleri" Proğramında açılış konuşması olarak yapılmıştır.

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları