Dinar Haberleri Websitesine Hoşgeldiniz.
KÖRDÜĞÜM
Köşe Yazısı Tarihi : 02-02-2018       
Ersin Acar


( Konuk Yazar )

KÖRDÜĞÜM

Ali Tekintüre bile öldü be cancazım, ne çok şarkıyı yetim bırakarak sessizce çekildi gitti fark ettin mi? Kendisinden dinleyelim haydi;

“Ne bir mektup ne bir selam

Bir başıma kaldım burda

Yok halimi gelip soran

Ölüm ölüm öldüm burda”

  ( https://www.youtube.com/watch?v=zZZ3DpqZecI )

Ölüm bir hakikat, günün ardındaki gece kadar. Ölüyor sırası gelen. Ölümün sırası tutarlı bir olgu değil ama, iç dinamiklerini çözmeye ne bilim adamlarının verileri, ne evliyalarının sezgileri yetmiş.  Sadece vade hesabı olduğunu biliyoruz, şaşmaz bir formül ”Vadesi dolan”. İyi kalpliler öldüğünde bir daha hatırlanıyor, bir Yusuf Hayaloğlu şiirinde örneğin;

“Ama Necdet Tosun öldü Nalan
Artık yemekleri sen
Salatayı da ben yapacağım
Sami Hazinses kadar olmasa da
Bahçeyi sevdiğin çiçeklerle donatacağım

Kemal Sunal da öldü Nalan
İyi kalpli amcaları birer-birer uğurladık
Ve dünya kirlendi
Filmler bozuldu
O masum sevdalar yaşanmıyor artık”

Kişinin yaşamına karanlık bir sonu tek seçenek olarak dayatan bir haber alması, sadece “anlık” bir olay ve hiç kimse böyle bir durumla karşılaşmaktan mahfazalı değil. “İnsan her an her şeye hazırlıklı olmalı” denir ya, bunun kolay olmadığını, hatta hiç mümkün olmadığını düşünüyorum. Güzel bir temenni ama gerçek hayatta karşılığı yok. İnsan psikolojisi hiçbir şekilde herhangi bir olumsuzluğu kendisine yakıştıramıyor. Bir yerlerde okumuştum, insanlar başkalarının başına bir felaket geldiğinde –en masum ifadeyle- bir rahatlama yaşarmış. Bu psikolojinin temelinde, başka birinin başına gelen felaketin(hastalık, kaza…), aynı felaketin kişinin kendi başına gelme ihtimalini azalttığı gibi bir inancın yattığı söyleniyordu. Anladığım kadarıyla “birinin başına geldiğine göre ben kurtuldum” gibi bir düşünce oluşuyor. Bu saçma inancı zayıflatmak adına bir kamu spotu üretmeye zorlarsak kendimizi, bizim de birileri için “başkası” olduğumuzu dolayısıyla aynı olasılıklara sahip olduğumuzu düşünebiliriz.

Ben bir şekilde, aklıma gelmeyen felaketlerin başıma gelebileceğini tecrübe ettim. Pek azımsayamayacağım bir zaman dilimini bu psikoloji ile haşır neşir olarak geçirdim. İnsan psikolojisinin acayipliğine bir kere daha tanık oldum.  Bir yandan lehteki delillerin yanılmazlığı üzerine bir senaryo kurgularken, diğer yandan –muhtemel- aleyhteki sona kendini hazırlıyor. Bilinçaltı bu galiba.

Velhasıl hesap defteri açılıyor, sahip olduğun ve olmadığın her şeyin muhasebesi yapılıyor. Sanıldığı kadar zor bir işlem de değil, sanki zihin yıllardır bu anı bekliyormuşçasına, bir tuşla alınıveren bir Z Raporu bu.

Eklemeler, çıkarmalar sonra.

Hayat, “yeniden” değil, “şimdi” başlıyor.

Ve bu “şimdi”, asla, “Yargılar iyi bile olsa, her zaman için korkunç” diyen bir Hasan Ali Toptaş müsamahakarlığı ve ikincişansçılığında değil; “Herkes kendi romanını yazar, içinde benimseyebileceğin bir şeye rastlarsan ne ala” diyen bir Alev Alatlı harcı ile vücut bulacak, şükür ve dua ile yaşayacak.

Bir yaşamsal ilkeyi de Ahmet Hamdi Tanpınar’dan dâhil edelim;

“Hiçbir meselede Nuran, Mümtaz’ın hayatını tasarrufa kalkmamıştı. Sevginin insan hürriyetine bir tecavüz olmamasını istiyordu. Mümtaz, ömrünü ve hayatını ona hediye ettikçe, o tıpkı eski ve cömert Abbasi Halifeleri gibi hepsini birden kabul ediyor, sonra yine ona iade ediyordu. ‘Benimdir fakat sende kalsın’”

Benimdir fakat sende kalsın…

Arabesk mi? Benim için vazgeçilmez yalnız meze tadında. Tıpkı bir dönem sosyetenin arabesk merakı gibi ama ben onlar gibi Müslüm Baba’nın “Paramparça”yı söylediği değil “Esrarlı Gözler” dediği dönemdeyim hala.

Bu prematüre bir yazı oldu aslında, geçen onca zamana rağmen gelişimini tamamlayamadı, bu defalık böyle olsun.

Şimdi Ahmet Hamdi Tanpınar’dan Huzur’u okuyabiliriz, tabi önce söz sende üstat;

https://www.youtube.com/watch?v=uf8d48BF-OQ

Yazıyla İlgili Ziyaretçi Yorumları
Bu haberle ilgili henüz hiç ziyaretçi yorumu yazılmamıştır. İlk yorumu yapmak için lütfen buraya tıklayınız...
  Ziyaretçi Yorumu
 
Bu Yazarın Diğer Yazıları